Sahabelerin Özellikleri
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik 1:
- Bir öğrenci katı kalpli bedevi adamı oynar.
- Bir öğrenci bedevinin kızını oynar.
- Bedevi kızını gömecek kadar acımasızdır.
- Diğer öğrenciler peygamberin ashabı olur ve peygamberin etrafına otururlar.
- Bedevi gelip bir saat peygamberin sohbetine katılır.
- Bedevi de gelir yanlarında bir mühlet oturur.
- Sonra bedevi yolda karıncaları görür.
- Bedevi ayağıyla karıncaları ezmekten korkar. Şefkat eder.
- Öğrencilere piyesin ana fikrinin ne olduğu sorulur.
- Gönüllü öğrencilere söz hakkı verilir.
- Gönüllü olmayan öğrenciler de katılımları için cesaretlendirilir.
- Piyesin ana fikri öğretmen tarafından özetlenir.
- Etkinlik 2:
- Doğru yanlış kartları kullanılarak değerlendirme etkinliği olarak da kullanılır.
- Öğrenciler cümleleri hazırlayarak gruplar arası da oynanabilir.
- Örnek: Öğrencilere bir tarafı yeşil bir tarafı kırmızı olan doğru-yanlış kartları dağıtılır.
- Öğrencilere aşağıdaki cümleler teker teker okunur.
- Sohbet-i nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zat, senelerle seyr ü sülûka mukabil hakikatin envârına mazhar olur. (D/Y)
- Sahâbelere, fazilet-i külliye nokta-i nazarında yetişilir. (D/Y)
- En büyük velîler Sahâbe derecesine çıkamıyorlar. (D/Y)
- Nübüvvet derecesi velâyet derecesinden yüksektir. (D/Y)
- Cahil ve vahşî bir adam, bir gün Peygamber Efendimiz (SAV)’in sohbetinde bulunduktan sonra, başka memleketlere giderdi, mütemeddin kavimlerde rehberlik yapmakta zorlanırlardı. (D/Y)
- Öğrenciler cümleler doğruysa kartların yeşil tarafını, yanlışsa kırmızı tarafını gösterirler.
- Öğretmen yanlış/eksik öğrenmelere göre ek bilgiler verir.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
Yirmi Yedinci Sözün Zeyli
Sahâbeler hakkındadır.
Mevlânâ Câmî’nin dediği gibi derim:
يَا رَسُولَ ا للهَ چِه بَاشَدْ چُونْ سَگِ اَصْحَابِ كَهْف
دَاخِلِ جَنّتْ شَوَمْ دَرْ زُمْرَۂِ اَصْحَابِ تُو؟
اُو رَوَدْ دَرْجَنَّتْ مَنْ دَرْ جَهَنَّمَ كَىْ رَوَاسْت
اُو سَگِ اَصْحَابِ كَهْف مَنْ سَگِ اَصْحاَبْ تُو؟ 1
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه 2 ِ
﷽
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ وَالَّذِينَ مَعَهُۤ اَشِدَّۤاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَۤاءُ بَيْنَهُم 3ْ
ilâ âhiri’l-âyet.
Sual ediyorsunuz: “Bazı rivâyetlerde vardır ki, ‘Bid’aların revacı hengâmında ehl-i iman ve takvâdan bir kısım suleha, Sahâbe derecesinde veya daha ziyade efdal olabilir’ diye rivâyetler vardır. Bu rivâyetler sahih midir? Sahih ise hakikatleri nedir?”
Elcevap: Enbiyadan sonra nev-i beşerin en efdali Sahâbe olduğu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin icmâı bir hüccet-i kàtıadır ki, o rivâyetlerin sahih kısmı fazilet-i cüz’iye hakkındadır. Çünkü cüz’î fazilette ve hususî bir kemâlde, mercuh, râcihe tereccuh edebilir. Yoksa, Sûre-i Fethin âhirinde sitayişkârâne tavsifât-ı Rabbâniyeye mazhar ve Tevrat ve İncil ve Kur’ân’ın medih ve senâsına mazhar olan Sahâbelere, fazilet-i külliye nokta-i nazarında yetişilemez. Şu hakikatın pek çok esbab ve hikmetlerinden, şimdilik üç sebebi tazammun eden üç hikmeti beyan edeceğiz.
BİRİNCİ HİKMET
Sohbet-i nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zat, senelerle seyr ü sülûka mukabil hakikatin envârına mazhar olur. Çünkü, sohbette insibağ ve in’ikâs vardır. Malûmdur ki, in’ikâs ve tebaiyetle, o nur-u âzam-ı nübüvvetle beraber en azîm bir mertebeye çıkabilir. Nasıl ki, bir sultanın hizmetkârı ve onun tebaiyetiyle öyle bir mevkie çıkar ki, bir şah çıkamaz.
İşte şu sırdandır ki, en büyük velîler Sahâbe derecesine çıkamıyorlar. Hattâ Celâleddin-i Süyutî gibi, uyanıkken çok defa sohbet-i nebeviyeye mazhar olan velîler, Resul-i Ekrem (a.s.m.) ile yakazaten görüşseler ve şu âlemde sohbetine müşerref olsalar, yine Sahâbeye yetişemiyorlar. Çünkü, Sahâbelerin sohbeti, nübüvvet-i Ahmediye (a.s.m.) nuruyla, yani nebî olarak onunla sohbet ediyorlar. Evliyalar ise, vefat-ı nebevîden sonra Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı görmeleri, velâyet-i Ahmediye nuruyla sohbettir. Demek, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın, onların nazarlarına temessül ve tezahür etmesi, velâyet-i Ahmediye cihetindedir, nübüvvet itibarıyla değil. Madem öyledir; nübüvvet derecesi velâyet derecesinden ne kadar yüksek ise, o iki sohbet de o derece tefavüt etmek lâzım gelir.
Sohbet-i nebeviye ne derece bir iksir-i nuranî olduğu bununla anlaşılır ki: Bir bedevî adam, kızını sağ olarak defnedecek bir kasavet-i vahşiyânede bulunduğu halde, gelip bir saat sohbet-i nebeviyeye müşerref olur, daha karıncaya ayağını basamaz derecede bir şefkat-i rahîmâneyi kesb ederdi. Hem cahil, vahşî bir adam, bir gün sohbet-i nebeviyeye mazhar olur, sonra Çin ve Hind gibi memleketlere giderdi, mütemeddin kavimlere muallim-i hakaik ve rehber-i kemâlât olurdu.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 552-553)
***
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ 4
وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ 5
1. Yâ Resulallah! Ne olaydı, Ashab-ı Kehf’in köpeği gibi, senin Ashabının arasında Cennete girseydim Onun Cennete, benim Cehenneme gitmem nasıl reva olur? O, Ashab-ı Kehf’in köpeği; ben ise senin Ashabının köpeği.
2. Allah’ın adıyla O, her türlü noksan sıfattan uzaktır • Hiçbir Şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsra Suresi: 44)
3. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla • Muhammed Allah’ın resulüdür Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler. (Fetih Suresi: 29)
4. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
5. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
