Sünnet-i seniyyeye ittibanın önemi ve gerekliliği
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt Konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- DÜŞÜN-EŞLEŞ-PAYLAŞ
- Öğrencilere ‘Neden sünnete uymalıyız’ sorusu yöneltilir.
- Verilen konu üzerinde öğrenciler 1-2 dakika bireysel olarak düşünür.
- Bireysel düşünme tamamlanınca öğrenciler 2-3 kişilik gruplar oluşturarak aralarında tartışırlar.
- Grup tartışmaları bitince grup sözcüleri ulaştıkları sonucu sınıfa sunarlar
- Etkinlik-2
- İLKE ÇIKARMA
- Sünneti seniyyenin anlamı ve ona uymanın faydalarının metinden okunması sağlanır.
- Öğrenciler 3-4 kişilik gruplara ayrılır.
- Öğrencilerden; “Ben sünneti seniyye çerçevesinde neler yapabilirim; sünneti seniyyeyi tatbik etmem bana ne kazandırır?’ sorularının cevabı olacak şekilde, örnekleriyle birlikte kendilerine yönelik ilkeler çıkarmaları istenir.
- Örneğin; “Ben sünnet-i seniyyeyi günlük hayatımda tatbik etmeliyim. Yeme, içme, konuşma, uyuma, arkadaşlarıma, karşı davranışlar, büyüklerime ve küçüklerime karşı tavırlarımda tıpkı peygamberim gibi davranarak Allah’ın rızasını kazanmalıyım. Yalan söylememeliyim. Herkese gülümsemeliyim.’
- Öğrenciler yazdıkları ilkeleri gruplar halinde okur.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.)
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ
De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.
(Âl-i İmran Suresi: 31.)
âyet-i azîmesi, ittiba-ı sünnet ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat’î bir surette ilân ediyor. Evet, şu ayet-i kerîme, kıyasat-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnaî kısmının en kuvvetli ve kat’î bir kıyasıdır. Şöyle ki:
Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnaî misali olarak deniliyor: “Eğer güneş çıksa, gündüz olacak.” Müsbet netice için denilir: “Güneş çıktı. Öyle ise netice veriyor ki şimdi gündüzdür.” Menfî netice için deniliyor: “Gündüz yok. Öyle ise netice veriyor ki güneş çıkmamış.” Mantıkça bu müsbet ve menfî iki netice kat’îdirler.
Aynen böyle de şu ayet-i kerîme der ki: “Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa Habibullaha ittiba edilecek. İttiba edilmezse netice veriyor ki Allah’a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa netice verir ki Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibaı intâc eder.”
Evet, Cenab-ı Hakka iman eden, elbette Ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.
Evet, bu kâinatı bu derece in’amat ile dolduran Zat-ı Kerîm-i Zülcemal, zîşuurlardan o nimetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir. Hem bu kâinatı bu kadar mu’cizat-ı sanatla tezyin eden o Zat-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette bilbedahe, zîşuurlar içinde en mümtaz birisini Kendine muhatap ve tercüman ve ibadına mübelliğ ve imam yapacaktır. Hem bu kâinatı had ve hesaba gelmez tecelliyat-ı cemal ve kemalâtına mazhar eden o Zat-ı Cemîl-i Zülkemal, elbette bilbedahe, sevdiği ve izharını istediği cemal ve kemal ve esma ve sanatının en cami’ ve en mükemmel mikyas ve medarı olan bir zata, her halde en ekmel bir vaziyet-i ubudiyeti verecek ve onun vaziyetini sairlerine numune-i imtisal edip, herkesi onun ittibaına sevk edecek. Tâ ki o güzel vaziyeti başkalarında da görünsün.
Elhâsıl: Muhabbetullah, Sünnet-i Seniyyenin ittibaını istilzam edip intâc ediyor. Ne mutlu o kimseye ki Sünnet-i Seniyyeye ittibaından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki Sünnet-i Seniyyeyi takdir etmeyip bid’alara giriyor.
11. Lem’a, 5. Nükte
Şu ayet diyor ki: “Allah’a (celle celâlühü) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seversiniz; Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise: Allah’ın sevdiği zata benzemelisiniz. Ona benzemek ise, ona ittiba etmektir. Ne vakit ona ittiba etseniz, Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin.”
İşte bütün bu cümleler, şu ayetin yalnız mücmel ve kısa bir mealidir. Demek oluyor ki insan için en mühim, âlî maksat, Cenab-ı Hakkın muhabbetine mazhar olmasıdır. Bu ayetin nassıyla gösteriyor ki, o matlab-ı a’lânın yolu Habibullaha ittibadır ve Sünnet-i Seniyyesine iktidadır.
11. Lem’a, 10. Nükte
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتٖى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتٖى فَلَهُ اَجْرُ مِأَةِ شَهٖيدٍ
Yani, “Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”
Evet, Sünnet-i Seniyyeye ittiba, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bid’aların istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ittiba etmek daha ziyade kıymettardır.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2022 s.131-136-127)
***
1 سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ
1. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
