Şahs-ı Manevînin Önemi
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- Talebeler gruplara ayrılır.
- Talabelerden ‘hizmeti tek başıma yapmaya çalışırsam ne gibi zorluklarla kaşılaşabilirim’ sorusunu kendine sorarak ilke çıkarması istenir.
- Hizmeti iş bölümü kaidesiyle yapmanın önemine vurgu yaparak ilke çıkarmaları istenir.
- Talebeler yazdıkları ilkeleri gruplar halinde okur.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Mâdem, İslâm âlimleri, hadîs-i şerife göre, dünya ikbal ve heveslerinin peşinde koşmadıkça peygamberlerin en emîn vârisleridirler; biz de Risâle-i Nur’u onun tam vârisi biliyoruz. Risâle-i Nur’un şahs-ı mânevîsi, hakîki vâris olmanın esâsını yaşamış ve yaşıyor.
(Asâ-yı Mûsa, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, sf. 277-278)
***
Risale-i Nur’un samimî, hâlis şakirdlerinin hey’et-i mecmuasının kuvvet-i ihlâsından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, bâkî ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.
(Barla Lahikası-284. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, s. 419)
***
Şu kâinat semasının gurubu olmayan, manevî güneşi Kur’ân-ı Kerîm; şu mevcudat kitab-ı kebîrinin âyât-ı tekviniyesini okutturmak, mahiyetini göstermek için şuâları hükmünde olan envârını neşrediyor. Beşerin aklını tenvir ile sırat-ı müstakimi gösteriyor. Beşeriyet âleminde her ferd; hilkatindeki maksadlar ve fıtratındaki arzular ve istikametindeki gayesini, o hidayet güneşinin nuru ile görür ve bilir. O hidayet nurunun tecellisine mazhar olanlar; kalb kabiliyeti nisbetinde ona âyinedarlık ederek yakınlık kesbeder. Eşya ve hayatın mahiyeti; o nur ile tezahür ederek ancak o nur ile görünür, anlaşılır ve bilinir. Ezelî Güneş’in manevî hidayet nurlarını temsil eden Kur’ân-ı Kerîm, akıl ve kalb gözüyle hak ve hakikatı görmeyi temin eder. Onun nurundan uzakta kalanlar zulmette kalırlar. Zira her şey nur ile görünür, anlaşılır ve bilinir. İşte şu hakikatın manevî ve sermedî güneşi olan Kur’ân-ı Kerîm’in nur-u tecellisine bu asrımızda “Nur” ismiyle müsemmâ olan Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi mazhar olmuştur.
(Asâ-yı Mûsa, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, s. 271)
***
Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da madem Risale-i Nur şakirdlerinin bir şahs-ı manevîsi var, şüphesiz o şahs-ı manevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise o şahs-ı manevînin parmaklarıdır.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 284)
***
Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı manevînin azalarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz.. ve sahil-i selâmet olan Dârü’s-Selâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (asm) çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan hademeleriz.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 276)
***
Kardeşlerim!
Gaflet ve dünyaperestlikten çıkan dehşetli bir enaniyet, bu zamanda hükmediyor. Onun için ehl-i hakikat, hattâ meşru bir tarzda dahi olsa- enaniyetten, hodfüruşluktan vazgeçmeleri lâzım olduğundan, Risale-i Nur’un hakikî şakirdleri, buz parçası olan enaniyetlerini şahs-ı manevîde ve havz-ı müşterekte erittiklerinden, inşâallah bu fırtınada sarsılmayacaklar.
(Şuâlar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 349)
***
(2) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(3) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
3. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
