Rüya Çeşitleri
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt Konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- Öğrenciler 3-4 kişilik gruplara ayrılır.
- Gruplardan Rüyanın mahiyeti ile ilgili zihin haritası yapmaları istenir.
- Öğrencilerden “Rüya” kavramını sayfanın ortasına yazmaları ve alt temalarını belirleyerek merkezden onlara birer dal çizmeleri istenir.
- Oluşturdukları her bir alt tema için en az iki ana nokta düşünmeleri ve bunlar arasında da dallar oluşturmaları söylenir.
- Çok kısa ifadeler ve hatta tek kelimeler kullandıklarından emin olmaları istenir.
- Düşünceyi çağırmak veya mesajı daha akılda kalıcı kılmak için resimler eklemeleri istenir.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
Rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kur’ân okumuş olsa idin, birkaç hatim okumuş olurdun.
(Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2022, s. 216)
***
Yirmi Sekizinci Mektub
Birinci Risale olan Birinci Mesele
[1]اِنْ كُنْتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ
Saniyen: Üç sene evvel benimle görüştükten üç gün sonra tabiri çıkmış, tevili tezahür etmiş eski bir rüyanızın, şimdi tabirini istiyorsunuz. Şimdilik o güzel, mübarek, müjdeli rüya, mürur-u zamana uğramış. […]
Evet kardeşim, seninle mahz-ı hakikat dersini müzakereye alışmışız. Hayalâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkikî bir surette mevzuubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden, o cüz’î hâdise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait ilmî ve düsturî olarak altı nükte-i hakikati, âyât-ı Kur’âniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz. […]
Birincisi: Sure-i Yusuf’un mühim bir esası rüya-i Yusufiye olduğu gibi, [2]وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ayeti misillü çok ayetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir.
[…]
Üçüncüsü: Hadis-i sahih ile nübüvvetin kırk cüz’ünden bir cüz’ü, nevmde rüya-yı sadıka suretinde tezahür etmiş. Demek, rüya-yı sadıka hem haktır hem nübüvvetin vezaifine taallûku var.
[…]
Dördüncüsü: Rüya üç nevidir. İkisi, tabir-i Kur’ân’la
[3]اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ ’da dahildir, tabire değmiyor; manası varsa da ehemmiyeti yok. Ya mizacın inhirafından, kuvve-i hayaliye şahsın hastalığına göre bir terkibat, tasvirat yapıyor yahut gündüz veya daha evvel, hatta bir iki sene evvel aynı vakitte başına gelen müheyyic hâdisatı, hayal tahattur eder, tâdil ve tasvir eder, başka bir şekil verir. İşte bu iki kısım اَضْغَاثُ اَحْلَامٍ ’dır, tabire değmiyor.
Üçüncü kısım ki “rüya-yı sadıka”dır. O, doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki latîfe-i Rabbaniye, âlem-i şehadetle bağlanan ve o âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla âlem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar; o menfez ile, vukua gelmeye hazırlanan hâdiselere bakar. Ve Levh-i Mahfuz’un cilveleri ve mektubat-ı kaderiyenin numuneleri nev’inden birisine rast gelir, bazı vakıat-ı hakikiyeyi görür. Ve o vakıatta, bazen hayal tasarruf eder, suret libasları giydirir.
[…]
Beşincisi: Rüya-yı sadıka, hiss-i kable’l-vukuun fazla inkişafıdır. […]
Altıncısı ve en mühimmi: Rüya-yı sadıka benim için hakka’l-yakîn derecesine gelmiş ve pek çok tecrübatımla kader-i İlâhînin her şeye muhit olduğuna bir hüccet-i kàtı’ hükmüne geçmiştir. […]
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2023, s. 403-406)
***
Rüya-yı sadıkada ervah-ı habîse ve şeytan, peygamber suretinde temessül edemez. Fakat celb-i ervahta, ervah-ı habîse belki peygamberin lisanen ismini kendine takıp, Sünnet-i Seniyeye ve ahkâm-ı şer’iyeye muhalif olarak konuşabilir.
(Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2021, 314. Mektup, s. 486)
***
Gaybî istikbal-i dünyevîde ve dünya işlerinde, başa gelen hâdisatı bildirmemekte Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn’in çok büyük bir rahmeti saklandığını ve gaybı gizlemekte çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetle, gaybî şeyleri haber vermekten yasak edip,
* yalnız mübhem ve mücmel bir surette,
* ya ilham veya ihtarla,
* bir emareyi vesile ederek,
* keşfiyatta ve rüya-yı sâdıkada, bir kısım gaybî hakikatleri ihsas eder. O hakikatlerin hususî suretleri vukuundan sonra bilinir.
(Kastamonu Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2022, 128. Mektup, s. 224)
***
Sual: Rüya-i sadıka vasıtasıyla veya hakikî keşif cihetiyle, Hazret-i Ali (ra) ve Gavs-ı Âzam (ra) gibi zevat-ı kudsiye cüz’î işlere dair âmî adamlarla da temas edebilirler ve bazı şeyleri haber veriyorlar. Nedendir ki bunların bir işaret-i gaybiyelerini gayet ehemmiyetle bin keşif ve binler rüya-i sadıka kadar tutuyorsunuz, ehemmiyet veriyorsunuz?
Elcevap: Sekiz yüz ve bin üç yüz sene mesafede, veraset-i Nübüvvet makamında, âlem-i İslâm’ın istikbali nokta-i nazarında, küllî bir nazara o uzun mesafede görünen hâdisâtın, elbette çok ehemmiyeti olacak, dağ gibi bir büyüklüğü olacak ki; o uzun mesafede ve o küllî nazarda, âlem-i İslâm’ın menfaati nokta-i nazarında, uzakta görünsün ve ona dikkat edilsin ve vücuda gelmeden evvel ondan haber verilsin. Rüya-i sadıka ve keşif ise, cüz’î ve hususîdir ve vücuda geldikten sonra yakından bakmaktır. Elbette böyle keşif cihetinde ruhanî temessül itibarıyla yakından bakıldığı vakit, zerreler dahi görünebilir. Âmî adamlar da onların ruhanî misalleriyle görüşebilirler. Ve gayet ehemmiyetsiz şeyler de medar-ı nazar olabilir…
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2022, s. 248)
[1] Eğer rüya tabirini biliyorsanız… (Yusuf Suresi: 43.)
[2] Uykunuzu bir istirahat kıldık. (Nebe Suresi: 9.)
[3] Karışık ve anlaşılmaz rüyalar. (Yusuf Suresi: 44.)
