Peygamberimizin (asm) Gaybe Ait Mucizeleri
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- Birbirini takip eden bilgilerin ve sıralı düşüncelerin olduğu kazanım ve konularda kullanılabilir. Etkin dinlemeyi ve canlı olmayı sağlar.
- Örnek:
- Her öğrenci Peygamberimizin (asm) gayb ile ilgili birer mucizesini söyler.
- Öğrencilerden biri yanlış mucize söylediğinde tekrar söylettirilir.
- Tüm öğrenciler birer mucize söyleyene kadar oyun devam eder.
- Etkinlik-2
- Kullanılacak ilke ve kavramların olduğu konu ve kazanımlar için etkili olur.
- Örnek:
- “Hz. Muhammed (sav)'in gaybi mucizeleri okutulur.
- Okuduktan sonra 2 soru hazırlamaları istenir.
- Öğrenciler sorularını küçük kağıtlara yazarak öğretmende yer alan kutunun içine atar.
- Öğretmen listeden bir öğrenci seçer.
- Seçilen öğrenci torbadan bir soru çeker soruya cevap verir ve bir arkadaşının ismini söyler.
- O öğrenci de bir soru çekerek cevap verir ve bir arkadaşının ismini söyler.
- Her öğrenci bir soru çekip cevaplayana kadar oyun devam eder.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın umur-u gaybiyeden haber verdiği gibi doğru vukua gelen işler binlerdir, pek çoktur. Biz yalnız cüz’î birkaç misaline işaret edeceğiz:
İşte, nakl-i sahih-i kat’î ile, Ashabına haber vermiş ki: “Siz umum düşmanlarınıza galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke, hem feth-i Hayber, hem feth-i Şam, hem feth-i Irak, hem feth-i İran, hem feth-i Beytü’l-Makdise muvaffak olacaksınız. Hem o zamanın en büyük devletleri olan İran ve Rum padişahlarının hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz.” Haber vermiş. Hem “Tahminim böyle” veya “Zannederim” dememiş. Belki, görür gibi kat’î ihbar etmiş, haber verdiği gibi çıkmış. Halbuki haber verdiği vakit, hicrete mecbur olmuş, Sahabeleri az, Medine etrafı ve bütün dünya düşmandı.
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, s. 124)
…
On Dokuzuncu Mektubun Beşinci ve Altıncı Nüktelerinin Fihristesidir.
Bu Nükteler, umûr-u gaybiyeye dair hadislerin birkaçını zikretmiştir. Hem Hazret-i Hasan (ra) ile Hazret-i Muaviye’nin (ra) muharebe ve musalâhasını, hem Hazret-i Ali (ra) ile Hazret-i Zübeyir’in (ra) muharebe edeceğini, hem ezvac-ı tahiratın içinden birisinin mühim bir fitnenin başına geçeceğini, hem Hazret-i Ali’nin (ra) katlini haber vermiş; hem Hazret-i Hüseyin’in (ra) Kerbelâ’da katlini, hem zatından (asm) sonra Al-i Beyti katl ve nefye maruz kalacaklarını, hem Hazret-i Ali’nin (ra) hilâfetinin tehirini, hem hilâfet ne için Al-i Beyt-i Nebevîde takarrur etmediğini, hem Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli fitnenin hikmetini, hem ehl-i İslam umum devletlere galebe çalacaklarını, hem Hazret-i Ebu Bekir (ra) ve Hazret-i Ömer’in (ra) mahiyet-i hilâfetlerini, hem müşrik Kureyş reislerinin nerede katlolunacaklarını, hem bir ay uzun mesafede Mute Harbinden aynen haber verdiğini, hem Hazret-i Hasan’ın (ra) hilâfetini, hem Hazret-i Osman’ın (ra) Kur’ân okurken şehid olacağını, hem Devlet-i Abbasiyeyi, hem Cengiz ve Hülâgû’yu, hem İran’ın fethini, hem Habeş Melikinin cenaze namazını vefatından haberi olmadan aynı vakitte kıldığını bildirir; hem Hazret-i Fatıma’nın (ra) vefatını, hem Ebu Zer’in (ra) yalnız bir dağda vefat edeceğini, hem Ümm-ü Haram’ın Kıbrıs’ta vefat edeceğini, hem yüz bin adamı öldüren Haccac-ı Zalimi, hem İstanbul’un fethini, hem İmam-ı Ebu Hanife’yi (ra), hem İmam-ı Şafiî’yi (ra), hem ümmetinin yetmiş üç fırka olacağını, hem Kaderiye taifesini, hem Rafızîleri, hem Hazret-i Ali’nin (ra) yüzünden insanlar iki kısım olacaklarını, hem Fars ve Rum kızlarını; hem Hayber Kal’asının fethini; hem Hazret-i Ali (ra) ile Muaviye’nin harbini, hem Hazret-i Ömer (ra) sağ kaldıkça fitnelerin zuhur etmeyeceğini, hem Süheyl ibni Amr’ın (ra) mühim bir vazifesini, hem Kisranın oğlu babasını öldürdüğünü aynı dakikada haber verdiğini, hem Hatıb’ın Kureyş’e gizli mektup yazdığını, hem Ebu Leheb’in oğlu Utbe’yi bir aslanın parçalamasına ettiği bedduasının kabul olup aynen çıktığını, hem Bilâl-i Habeşî’nin (ra) ezan okuduğu zaman Kureyşîlerin gizli tenkit ettiklerini aynen haber verdiğini, hem Hazret-i Abbas (ra) iman etmeden evvel onun gizli parasından haber verdiğini, hem Hazret-i Peygambere (asm) bir Yahudinin sihir ettiğini, hem Sahabe meclisinde birinin irtidad edeceğini, hem Hazret-i Peygamberin (asm) katlini niyet edenlerin iman ettiklerini, hem müşriklerin Kâbe duvarındaki yazılarını kurtların yediğini ve yalnız o yazılar içindeki Allah isimlerini yemediklerini, hem Beytü’l-Makdisin fethinde büyük bir taun çıkacağını, hem Yezid ve Velid gibi şerir reisleri haber verdiğini, hem “Bundan sonra onlar bize değil, biz onlara hücum edeceğiz” diye haber verdiğini ve bunlar gibi çok ihbarat-ı gaybiye bu iki Nüktede beyan edilmiştir.
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, s. 577-578)
…
Şimdi, ey mülhid-i bîhuş! “Muhammed-i Arabî (a.s.m.) akıllı bir adamdı” deyip geçme. Çünkü şu umur-u gaybiyeye dair ihbârât-ı sadıka-i Ahmediye (a.s.m.) iki şıktan hâli değil: Ya diyeceksin ki, o zât-ı kudsîde öyle keskin birnazar ve geniş bir dehâ var ki, mâzi ve müstakbeli ve umum dünyayı görür, bilir ve etraf-ı âlemi ve şark ve garbı temâşâ eder bir gözü ve geçmiş ve gelecek bütün zamanları keşfeder bir dehâsı vardır. Bu hal ise beşerde olamaz; eğer olsa, Hâlık-ı Âlem tarafından verilmiş bir harika, bir mevhibe olur. Bu ise, tek başıyla bir mu’cize-i âzamdır. Veyahut inanacaksın ki, o zât-ı mübarek, öyle bir Zâtın memuru ve şakirdidir ki, herşey Onun nazarında ve tasarrufundadır. Ve bütün envâ-ı kâinat ve bütün zamanlar Onun taht-ı emrindedir. Defter-i kebirinde herşey yazılıdır; istediği zaman talebesine bildirir ve gösterir. Demek, Muhammed-i Arabî aleyhissalâtü vesselâm, Üstâd-ı Ezelîsinden ders alır, öyle ders verir.
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, Mayıs-2025, s. 135)
***
(2) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(3) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
3. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
