Meşveret ve Şûranın Önemi
Modül Temel Bilgileri
Meşveret ve Şûra
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Balık Kılçığı Tekniğinin Adımları
- Problemi Tanımlama:
- Öğrencilere dağıtılacak metin hakkında kısa bir bilgi verilir.
- Metnin hangi açılardan analiz edileceği hususunda bilgi verilir.
- Nedenler Üretme:
- Öğrenciler tarafından metin okunduktan sonra “Müslümanların sosyal hayatlarındaki saadetlerinin anahtarı neden meşveret-i şeriyyedir?” sorusu veya benzer sorular sorulur.
- Diyagram oluşturma
- Öğrenciler 3-4 kişilik gruplara ayrılır.
- Balık kılçığı tekniğinin diyagramını içeren çalışma kâğıdı gruplara dağıtılır.
- Gruplardan “Müslümanların sosyal hayatlarındaki saadetlerinin anahtarı neden meşveret-i şeriyyedir?” sorusunun sebeplerini balık kılçığının üst kısmındaki kılçıklara, sonuçlarını ise alt kısmındaki kılçıklara yazmalara istenir.
- Grup sözcülerinden balık kılçığı diyagramlarını paylaşmaları ve açıklamaları istenir.
- Grupların balık kılçığı diyagramları değerlendirilir.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
ALTINCI KELİME: Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer’iyedir.
(2) وَ اَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ ayet-i kerîmesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.
Evet, nasıl ki nev-i beşerdeki telâhuk-u efkâr ünvanı altında asırlar ve zamanların tarih vasıtasıyla birbiriyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkiyatı ve fünunun esası olduğu gibi en büyük kıt’a olan Asya’nın en geri kalmasının bir sebebi o şûrâ-yı hakikiyeyi yapmamasıdır.
Asya kıt’asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûrâdır. Yani nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt’alar dahi o şûrâyı yapmaları lâzımdır ki üç yüz, belki dört yüz milyon İslâm’ın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak, meşveret-i şer’iye ile şehamet ve şefkat-i imaniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer’iyedir ki o hürriyet-i şer’iye, âdab-ı şer’iye ile süslenip Garb medeniyet-i sefihânesindeki seyyiatı atmaktır.
İmandan gelen hürriyet-i şer’iye iki esası emreder:
اَنْ لَا يُذَلِّلَ وَ لَا يَتَذَلَّلَ مَنْ كَانَ عَبْدًا لِلّٰهِ لَا يَكُونُ عَبْدًا لِلْعِبَادِ لَا يَجْعَلْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ نَعَمْ اَلْحُرِّيَّةُ الشَّرْعِيَّةُ عَطِيَّةُ الرَّحْمٰنِ
Yani, iman bunu iktiza ediyor ki:
• Tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek… Ve zalimlere tezellül etmemek.
• Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
• Birbirinizi, Allah’tan başka kendinize rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, her şeye, herkese, nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
• Evet, hürriyet-i şer’iye Cenab-ı Hakkın Rahman, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hâssasıdır.
فَلْيَحْيَا الصِّدْقُ وَ لَا عَاشَ الْيَاْسُ فَلْتَدُمِ الْمَحَبَّةُ وَلْتَقْوَى الشُّورٰى وَالْمَلَامُ عَلٰي مَنِ اتَّبَعَ الْهَوٰى وَالسَّلَامُ عَلٰي مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى
Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itab ve nefret, hevâ ve hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin…
Eğer denilse: Neden şûrâya bu kadar ehemmiyet veriyorsun? Ve beşerin, hususan Asya’nın, hususan İslâmiyetin hayatı ve terakkîsi nasıl o şûrâ ile olabilir?
Elcevap: Nur’un Yirmi Birinci Lem’a-i İhlâs’ında izah edildiği gibi haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden üç elif, yüz on bir olduğu gibi ihlâs ve tesanüd-ü hakikî ile üç adam, yüz adam kadar millete fayda verebilir. Ve on adamın, hakikî ihlâs ve tesanüd ve meşveretin sırrı ile bin adam kadar iş gördüklerini çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor.
Madem beşerin ihtiyacatı hadsiz ve düşmanları nihayetsiz ve kuvveti ve sermayesi pek cüz’î, hususan dinsizlikle canavarlaşmış tahribatçı, muzır insanların çoğalmasıyla elbette ve elbette o hadsiz düşmanlara ve o nihayetsiz hacetlere karşı imandan gelen nokta-i istinad ve nokta-i istimdad ile beraber hayat-ı şahsiye-i insaniyesi dayandığı gibi hayat-ı içtimaiyesi de yine imanın hakaikından gelen şûrâ-yı şer’î ile yaşayabilir, o düşmanları durdurur, o hâcetlerin teminine yol açar.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 257)
***
(3) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(4) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Onların aralarındaki işleri istişare iledir. (Şûrâ Suresi: 38.)
3. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
4. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
