Menfi İbadet (Hastalıklar ve Musibetler)

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt konu)

Menfi İbadet (Hastalıklar ve Musibetler)

Amaçlar

İbadetin menfi (hastalık ve musibetlerle yapılan) ve müsbet (namaz, niyaz gibi) olarak ikiye ayrıldığını kavrar. İnsanın dünyaya keyif sürmek için değil, ebedî saadeti kazanmak üzere bir ticaret için geldiğini fark eder.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Drama Canlandırma: Bir olayın taklit ve canlandırma esasına dayalı olarak izleyiciler önünde yaşanarak öğrenilmesidir. Metindeki Erzurumlu zatın hatırasını ve sabır kuvvetinin dağıtılmaması sırrını somutlaştırmak amaçlanır. Akrostiş Yazma: Belli bir bilgiyi somutlaştırıp belleğe kodlamak için kelimelerin baş harflerinden çağrışım sistemi oluşturma tekniğidir. "Menfi İbadet" kavramının zihinde kalıcı bir şemaya dönüşmesi amaçlanır.

Materyal ve Teknoloji

Kalem, kâğıt, drama için yastık, yatak, doktor önlüğü ve eczacı önlüğü gibi araç gereçler.

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Giriş
  • Ders, metindeki "İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmedi" tespitiyle başlar. Hastalığın, gafleti dağıtan bir mürşid ve ömür dakikalarını ibadete çeviren bir sermaye olduğu vurgulanır.
  • Drama Canlandırma Etkinliği
  • Sınıftan gönüllü öğrencilerle bir hasta yatağı senaryosu kurulur.
  • Roller: Şikâyetçi bir hasta, teşhis koyan bir doktor, ilaç getiren hasta yakını ve Risale-i Nur’dan ders almış bir ziyaretçi.
  • Senaryo: Hasta, yüz gecedir başını yastığa koyamadığından acıyla şikâyet ederken ziyaretçi ona metindeki "kumandan misalini" anlatır. Geçmiş ve geleceğe harcanan sabır kuvvetinin merkeze toplanması canlandırılır.
  • Dönüşüm: Hastanın "Elhamdülillah" diyerek manevi bir ferahlık bulması ve hastalığın "menfi ibadet" yönünü fark etmesiyle sahne sonlandırılır.
  • Akrostiş Yazma Etkinliği Öğrenciler gruplara ayrılarak metnin ana fikrini özetleyen "MENFİ İBADET" başlıklı bir akrostiş çalışması yaparlar.
  • Baş harflerden yola çıkarak; "Mükafat", "Emanet", "Nasihat", "Ferah" gibi metne dayalı kavramlarla mısralar oluşturulur.
  • Yazılan akrostişler, hastalığın nasıl bir "riyasız ibadet" olduğunu vurgulayacak şekilde tahtada paylaşılır.

Ölçme ve Değerlendirme

İlke Çıkarma
Öğrencilerden, metindeki "Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et" ve "Dövülmeden ağlama" ölçülerinden yola çıkarak bir hastalık veya zorlukla karşılaştıklarında uygulayacakları iki adet "Sabır Prensibi" yazmaları istenir.
Doğru-Yanlış
( ) İbadet sadece namaz ve niyaz gibi bilinen (müsbet) eylemlerden ibarettir.
( ) Hastalık, insanın başıboş olmadığını hatırlatan bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir.
( ) Sabır kuvvetini geçmiş ve gelecek günlere dağıtmak merkezi zayıflatıp mağlup olmaya sebep olur.

İlişkili Metinler

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla)

İKİNCİ DEVA:
Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir. Çünki ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki; namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfî ibadetlerdir ki; hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede, aczini, za’fını hisseder. Hâlık-ı Rahîm’ine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyasız, manevî bir ibadete mazhar olur. Evet hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekva etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayıldığına rivayat-ı sahiha vardır. Hattâ bazı sâbir ve şâkir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivayet-i sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir. Senin bir dakika ömrünü, bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekki değil, teşekkür et.
ÜÇÜNCÜ DEVA:
Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyf sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahiddir. Hem insan, zîhayatın en mükemmeli, en yükseği ve cihazatça en zengini, belki zîhayatların sultanı hükmünde iken, geçmiş lezzetleri ve gelecek belaları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nisbeten en edna bir derecede, ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Demek insan, bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safa ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür. Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor, sermaye-i ömrünü bâd-i heva boş yere sarfettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: “Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.” İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekva değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek; eğer fazla ağır gelse, sabır istemek gerektir.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 327-328)
***
Birinci Harb-i Umumî’nin birinci senesinde, Erzurum’da mübarek bir zat müthiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim, bana dedi: “Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım.” diye acı bir şikâyet etti. Ben çok acıdım. Birden hatırıma geldi ve dedim:
Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şekva etme, onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise madem daha gelmemişler. Rabb’in olan Rahmanu’r-Rahîm’in rahmetine itimat edip dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün, sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki sol cenah düşman kuvveti, onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp merkezi zayıf bırakıp, düşman edna bir kuvvet ile merkezi harap eder. Dedim: Kardeşim, sen bunun gibi yapma, bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlahiyeyi ve mükâfat-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü, uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekva yerinde ferahlı bir şükret.
O da tamamıyla bir ferah alarak: “Elhamdülillah” dedi “Hastalığım ondan bire indi.”
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 25)
***

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ 1
وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ 2

1. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
2. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

Modülü İndir (PDF)

Modül No.146.pdf
Size: 191,28 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
Menfi İbadet
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika
Konu