Kişisel ve Toplumsal Hayatımızda Adalet

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt konu)

Kişisel ve Toplumsal Hayatımızda Adalet

Amaçlar

Adalet-i mahza (tam ve saf adalet) ile adalet-i izafiye (göreli adalet) arasındaki temel farkları kavrar. Bir masumun hakkının, toplumun selameti için bile olsa feda edilemeyeceğini ve hak kavramında küçüğe-büyüğe bakılmayacağını anlar. Bir mümin/insan üzerindeki birçok iyi sıfatın, hoşumuza gitmeyen tek bir kötü sıfat yüzünden yok sayılamayacağını ve buna binaen kin beslenemeyeceğini fark eder.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Listeleme Yöntemi: Öğrencilerin adalet türlerine dair özelliklerini aşama aşama belirleyerek sınıflandırmasıdır. Örnek Olay / Analoji Analizi: "Dokuz masum, bir cani" içeren gemi ve hane örneği üzerinden adaletin kişisel hayattaki yansımasını sorgulamadır.

Materyal ve Teknoloji

Kâğıt- kalem

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Giriş: Derse, "Bir masumu öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir" ayetinin işari manasıyla başlanır. Adaletin İlahi nazarında bir ferdin rızası olmadan umumun selameti için feda edilmesine izin vermediği vurgulanır.
  • Etkinlik-1:
  • Listeleme: Katılımcılara kağıtlar dağıtılır. Metinden hareketle şu iki kavramı listelemeleri istenir:
  • Adalet-i Mahza: Bir ferdin hakkı feda edilemez. Küçük-büyük ayrımı yoktur. Tam ve saf adalettir.
  • Adalet-i İzafiye: Toplum için ferdi feda edebilir. "Ehven-i şer" prensibiyle hareket eder. Ancak adalet-i mahza uygulanabiliyorsa buna başvurmak zulümdür.
  • Etkinlik-2: Gemi ve Hane Analojisi: Metindeki meşhur örnek anlatılır: İçinde 9 masum ve 1 caninin bulunduğu bir gemiyi batırmak nasıl büyük bir zulümse; bir müminin vücudundaki 20 iyi sıfatı (iman, komşuluk vb.) tek bir kötü sıfatı yüzünden yok sayıp ona düşmanlık beslemek de öyle bir zulümdür.

Ölçme ve Değerlendirme

Kritik Soru: "Toplum içindeki bazı suçlar yüzünden bütün toplumu kötülemeli miyiz?".
Değerlendirme Ölçütü: Öğrencilerin, "Bir tek masum, dokuz cani olsa bile o gemi batırılamaz" kuralından yola çıkarak, bireysel hataların topluma teşmil edilemeyeceğini ve adalet-i mahzanın bu tür bir toptancılığı reddettiğini açıklamaları beklenir.

İlişkili Metinler

(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Madem sırf lillâh için ve İslâmiyet’in menafii için içtihad edilmiş ve içtihaddan muharebe tevellüd etmiş; elbette hem katil, hem maktul, ikisi de ehl-i Cennettir. ikisi de ehl-i sevaptır diyebiliriz. Her ne kadar Hazret-i Ali’nin içtihadı musîb ve mukabilindekilerin hata ise de, yine azaba müstahak değiller. Çünkü içtihad eden, hakkı bulsa iki sevap var; bulmazsa, bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır, hatasından mazurdur. Bizde gayet meşhur ve sözü hüccet bir zat-ı muhakkik, Kürtçe demiş ki:
(2) ژٖي شَرِّ صَحَابَانْ مَكَه قَالُ و قٖيلْ ۝ لَوْ رَا جَنـَّت۪ينَه قَاتِلُ و هَمْ قَـت۪يل
Yani “Sahabelerin muharebesinde kıyl ü kàl etme. Çünkü hem kàtil ve hem maktül, ikisi de ehl-i Cennettirler.”
Adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin izahı şudur ki:
(3) مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًا
Ayetin mana-i işarîsiyle, bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir ferd dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenab-ı Hakkın nazar-ı merhametinde, hak haktır; küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin, rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir.
Adalet-i izafiye ise, küllün selâmeti için, cüz’ü feda eder; cemaat için, ferdin hakkını nazara almaz. “Ehven-i şer” diye, bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmaya çalışır. Fakat adalet-i mahza kàbil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez; gidilse, zulümdür.
İşte İmam-ı Ali Radıyallahü Anh, adalet-i mahzayı Şeyheyn zamanındaki gibi kàbil-i tatbiktir deyip, hilâfet-i İslâmiyeyi o esas üzerine bina ediyordu. Mukabilleri ve muarızları ise, “Kàbil-i tatbik değil, çok müşkülâtı var” diye, adalet-i izafiye üzerine içtihad etmişler. Tarihin gösterdiği sair esbab ise, hakikî sebep değiller, bahanelerdir.
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 67-68)
***
Hakikat nazarında zulümdür.
Ey mü’mine kin ve adavet besleyen insafsız adam! Nasıl ki sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz masum ile bir cani var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semavata işittirecek derecede bağıracaksın. Hatta bir tek masum, dokuz cani olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.
Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbaniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı masume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir cani sıfatı yüzünden ona kin ve adavet bağlamakla o hane-i maneviye-i vücudun manen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür.
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 309-310)
***

(4) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(5) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Nehcü’l Enâm, Molla Halil Siirdî, s. 18.
3. Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Mâide Sûresi: 32.)
4. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
5. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

Modülü İndir (PDF)

Modül No.176.pdf
Size: 204,37 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
Kişisel ve toplumsal adalet
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika
Konu