İnkârcılıkla Mücadelede Risale-i Nur
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt Konu)
Amaç
• Manevi tahribatın atom bombasıyla değil, ancak maneviyattan kuvvet alan Kur’ân hakikatleriyle durdurulabileceğini fark eder.
• Risale-i Nur’un, dışarıdan gelen inançsızlık akımlarına karşı kalbi maneviyatla güçlendirerek bir "set" oluşturduğunu idrak eder.
• İman hakikatlerini neşretmenin ve başkalarının imanını kurtarmanın büyük bir ibadet olduğunu bilir.
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
• Anı Yazma: Öğrenilen teorik bilgiyi kişisel yaşantı ve gözlemlerle birleştirerek anlamlandırmayı sağlayan bir tekniktir.
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Giriş: Güdüleme ve Hazırlık
- • Öğrencilere şu soru yöneltilir: "Bir tahripçi, yirmi tamirciyi neden telâşa düşürür? Fikirleri ve kalpleri yaralayan bir akımı maddi silahlarla durdurmak mümkün müdür?".
- • Koca Çin'i kısa sürede dönüştüren manevi tahribatın, ancak Kur'an'ın hakikatleriyle durdurulabileceği vurgulanarak metne giriş yapılır.
- Gelişme: Uygulama
- • Konuşma Halkası: Öğrenciler daire şeklinde oturur. “Risale-i Nur inkârcılıkla nasıl mücadele eder?” sorusu üzerine her öğrenci sırayla görüşlerini bildirir. Tartışma odağı; siyaset veya diplomasinin neden mutlak küfrü durdurmaya yetmediği, Nurların kalbi yaraları nasıl tedavi ettiği üzerine kurulur.
- • Anı Yazma Etkinliği: Öğrencilerden, Risale-i Nur'un bir şüpheyi nasıl giderdiğine veya bir inkâr fikrini nasıl susturduğuna dair (kendi hayatlarından veya çevrelerinden) özgün birer anı yazmaları istenir. Bu anılar, "manevi atom bombası" metaforu çerçevesinde sınıfla paylaşılır.
- Sonuç: Özetleme
- • Hakiki kuvvetin Kur’ân’da olduğu, vatanın ve milletin selâmetinin ancak iman hakikatlerinin neşriyle mümkün olacağı vurgulanarak konu toparlanır.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Evet, şimalden gelen küfr-ü mutlak cereyanını durduracak, yalnız Risale-i Nur’dur. Siyaset, diplomatlık, bu vazifeyi göremez. Onun için, vatanperver ve milliyetçi ve siyasetçiler, Nurlara sarılmaya mecburiyet var. O Zülfikar’ın zuhura gelmesi için çalışanların şahs-ı mânevîsinin, belki her birisinin kıyametteki defter-i hasenatına yedi yüz sahifesiyle bir tek sahife-i hasenat olmasını rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz.
Madem o iman hakikatleri yüksek bir ibadet ve hasenedir ve onunla çokların imanını kurtarmak binler hasene hükmündedir; onun zuhuruna çalışanların her birisi onu okuyup ve dinleyip itikad etmesiyle, aynen işlediği sair hayratın defteri gibi bir uhrevî senedidir. Elbette onların ve şahs-ı mânevîsinin ahirette defter-i hasenatından yedi yüz sahifesiyle bir tek sahife olarak Zülfikar aynen neşrolmak ve bir sahifesi hükmüne geçmek, hadsiz bir rahmetin şe’nidir.
(Emirdağ Lahikası, s. 242-243, Yeni Asya Neşriyat, Mart-2025)
***
Hamisen: Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyyunluğa karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var. O da Kur’ân’ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin’i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye, siyasî, maddî kuvvetlerle susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur’âniyedir.
(Emirdağ Lahikası, s. 384, Yeni Asya Neşriyat, Mart-2025)
***
Saniyen: Yeni ehl-i hükûmet yavaş yavaş anlıyor ki, hakikî kuvvet Kur’ân’dadır. Ve İslâmiyet uhuvvetiyle ve imanın hakaikıyla tahribatçı düşmanlara karşı dayanabilirler.
Evet, bir tahripçi, yirmi tamirciyi telâşa düşürür ve bazen mağlup edebilir. Koca Çin’i kendine tâbi yapan bir kuvveti, buradaki yirmi milyon Müslümana karşı âdetâ mağlup bir vaziyette tecavüzden durduran, maddî kuvvetler, hâricî-dâhilî tedbirler, ittifaklar değil, belki yalnız Kur’ân ve imanın hakikatleri, onların en büyük kuvveti olan maneviyat-ı kalbiyeyi tahribatlarına karşı set çekmesi ve mânevî yaralarını tedavi etmesidir. Ve yeni hükûmetin Maarif Vekili bu hakikati hissetmiş ki, seleflerine muhalif olarak, en ziyade iman hakikatlerinin neşrine, din derslerine ehemmiyet veriyor. Hatta büyük bir ehemmiyetle, şimdi de Şark Dârülfünunu –tabirlerince Doğu Üniversitesi– için yüz bin lira tahsis edildiğini gazeteler yazmış.
(Emirdağ Lahikası, s. 389, Yeni Asya Neşriyat, Mart-2025)
***
Rabian: Madem Reis-i Cumhur gayet mühim mesail-i siyasiye içinde Şark Üniversitesini en ehemmiyetli bir mesele yapıp hatta hârika bir tarzda altmış milyon liranın o üniversiteye sarfı için bir kanun çıkarmak derecesinde fevkalade bir hizmetle medresenin medar-ı iftiharı ve kendisine büyük bir şeref verdiren bu medrese-i İslâmiyeye, eski hocalık hissiyatıyla başlaması, bütün şark hocalarını minnettar etmiş. Ve şimdi Orta Şarkta sulh-u umûmînin temel taşı ve birinci kalesi olan bu üniversiteyi yine mesail-i azîme-i siyasiye içinde yeniden nazara alması, elbette bu vatan, bu devlete, bu millete bu azîm, faydalı hizmeti netice verecek. Ulûm-u diniye o üniversitede esas olacak. Çünkü hariçteki kuvvet tahribatı mânevîdir, imansızlıkladır. O mânevî tahribata karşı atom bombası, ancak mânevî cihetinde maneviyattan kuvvet alıp o tahribatı durdurabilir.
Madem elli beş sene bu meseleye bütün hayatını sarf etmiş ve bütün dekaikıyla ve neticeleriyle tetkik etmiş bir adamın bu meselede reyini almak ve fikrini sormak lâzım gelirken, Amerika’da, Avrupa’da bu meseleye dair istişareye kendinizi mecbur bildiğinizden, elbette benim de bu meselede söz söylemeye hakkım var. Hamiyetkâr olan bütün bir millet namına sizden bekliyoruz.
(Emirdağ Lahikası, s. 558, Yeni Asya Neşriyat, Mart-2025)
***
(2) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(3) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
3. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
