İhlâs Risalesi Penceresinden Şahs-ı Manevinin Anlaşılması

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt Konu)

İhlâs Risalesi Penceresinden Şahs-ı Manevînin Anlaşılması

Amaçlar

İhlâs ve şahsı manevi; dini ve dünyevi işlerde muvaffakiyetin en önemli anahtarlarıdır. İhlâsın en önemli parametresi; biz, yani şahsı manevinin bir parçasıyım diyebilmektir.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Argümantasyon, Görüş Geliştirme, Yanlışı Bul

Materyal ve Teknoloji

Kalem ve kâğıt.

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Etkinlik-1
  • ● Öğretmen grubu ikiye ayırır.
  • ● İlk grup ihlâs ve şahs-ı manevinin, dini ve dünyevi işlerde muvaffakiyetin en önemli anahtarıdır. Aralarındaki ilişki hakkındaki argümanlarını 21. Lem'a paralelinde ortaya koyarlar.
  • ● Diğer gruptaki öğrenciler bu görüşü dikkatli dinlerler
  • ● Bir önceki grubun argümanlarında benimsedikleri fikirler desteklenir. Eksik ve yanlış düşünülen hususlar tamamlanır.
  • ● Daha sonra öğretmen ortaya çıkan argümanları toplar, değerlendirir ve ortak sonuçlara ulaşılır.
  • Etkinlik-2
  • ● Öğrenciler gruplara ayrılır.
  • ● Öğrencilere ihlâsın ve şahsı manevinin hayatlarına nasıl tesir edebileceği sorulur? Bu soru görüş geliştirme tekniğiyle tartışılır.
  • ● Öğrenciler daire şeklinde dizilir.
  • ● İlk öğrenci konuyla ilgili görüşlerini ifade ederler.
  • ● Diğer öğrenciler sırayla önceki görüşlere katıldıkları ve katılmadıkları noktaları da söyleyerek kendi görüşlerini ifade ederler.
  • ● Öğrenciler diğer görüşler doğrultusunda kendi görüşlerini değiştirebilirler.
  • ● Gruplar görüşlerini özet olarak raporlarlar.
  • ● Görüşler gruplar halinde sınıfa sunulur.

Ölçme ve Değerlendirme

Yanlışı Bul
İşte ey Risale-i Nur şakirdleri ve Kur’an’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı manevînin beyniyiz (AZALARIYIZ).
Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârü’s-selâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (asm) çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan kaptanız. (HADEMELERİZ).
Evet, sırr-ı ihlas ile samimi tesanüd ve ittihat, hadsiz menfaate medar olduğu gibi; korkulara hattâ hastalığa (ÖLÜME) karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünkü ölüm gelse bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile rıza-yı İlahî yolunda, âhirete müteallik işlerde, kardeşleri adedince ruhları olduğundan biri ölse “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar, zira o ruhlar her vakit sevapları bana kazandırmakla manevî bir hayatı idame ettiklerinden ben ölmüyorum.” diyerek, ölümü gülerek karşılar. “Ve o ruhlar vasıtasıyla günah (SEVAP) cihetinde yaşıyorum, yalnız sevap (GÜNAH) cihetinde ölüyorum.” der, rahatla yatar.
Bir ay (SENE) bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.

İlişkili Metinler

(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İşte ey Risale-i Nur şakirdleri ve Kur’an’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı manevînin azalarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârü’s-selâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (asm) çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan hademeleriz. Elbette dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i maneviyeyi temin eden sırr-ı ihlası kazanmak ile tesanüd ve ittihad-ı hakikiye muhtacız ve mecburuz.

HÂŞİYE: Evet, sırr-ı ihlas ile samimi tesanüd ve ittihat, hadsiz menfaate medar olduğu gibi; korkulara hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünkü ölüm gelse bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile rıza-yı İlahî yolunda, âhirete müteallik işlerde, kardeşleri adedince ruhları olduğundan biri ölse “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar, zira o ruhlar her vakit sevapları bana kazandırmakla manevî bir hayatı idame ettiklerinden ben ölmüyorum.” diyerek, ölümü gülerek karşılar. “Ve o ruhlar vasıtasıyla sevap cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum.” der, rahatla yatar.

Çünkü yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada sizinle yedi sekiz senede yüz derece fazla edildi. Halbuki kendi memleketimde ve İstanbul’da burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yardımcılarım varken, burada ben yalnız, kimsesiz, garib, yarım ümmi, insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında yedi sekiz sene sizinle ettiğim hizmet; yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakıyeti gösteren manevî kuvvet, sizlerdeki ihlastan geldiğine kat’iyen şüphem kalmadı.

Aynen öyle de emval-i uhreviyede sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihat ile teşrikü’l-mesai, o iştirak-i a’mâlden hâsıl olan umum yekûn ve umum nur her birinin defter-i a’mâline bitamamiha gireceği ehl-i hakikat mabeyninde meşhud ve vakidir ve vüs’at-i rahmet ve kerem-i İlahînin muktezasıdır.

İşte ey kardeşlerim! Madem umûr-u dünyeviyede, kesif maddelerde böyle ittihat, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faydalar verir. Acaba uhrevî ve nurani ve tecezzi ve inkısama muhtaç olmayarak ve fazl-ı İlahî ile her birisinin âyinesine umum nur in’ikas etmek ve her biri umumun kazandığı misl-i sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyas edebilirsiniz. Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlassızlık ile kaçırılmaz!

Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da madem Risale-i Nur şakirdlerinin bir şahs-ı manevîsi var, şüphesiz o şahs-ı manevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise o şahs-ı manevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyakatsiz olduğum halde, haydi hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmi ve kalemsiz olduğum için sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır, hadîste gösterilen ecri alırsınız.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 276-284)
***

(2) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(3) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
3. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

Modülü İndir (PDF)

Modül No.192.pdf
Size: 168,35 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
Şahsı Mnaevi
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika
Konu