Hz. Muhammed’in (asm) Mahiyeti
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- Soru: “Hz. Muhammed asm bizim için neden çok kıymetlidir.?”
- Derse katılanlar esnek bir süre içerisinde bu konu ile ilgili düşüncelerini ve görüşlerini belirtirler. Serbest, rahat ve demokratik bir ortam olmalıdır. Her türlü ilginç ve farklı fikrin ifade edilmesine izin verilmelidir. Fikirler söylendiği sırada eleştirilmemeli, alay edilmemeli, değerlendirme ve yönlendirme yapılmamalıdır.
- Öğretmen kendi fikirlerini de söyleyerek katılımcıları (öğrencileri) yüreklendirmelidir.
- Öğrencilerden alınan görüşler tek tek tahtaya yazılır.
- Tüm görüşler yazıldıktan sonra öğretmen öğrencilerle bu görüşleri değerlendirir.
- Birbirine benzeyen görüşler ve düşünceler birleştirilir. Sıraya konulup gruplandırılır.
- Öğrencilerden “peygamber” kelimesi ile ilgili akıllarına gelen kavramlar, akıllarına gelen ilk şeyleri söylemeleri istenir.
- Daire içine yazılan peygamber kelimesinin etrafına bu söylenen kelimeler ve kavramlar yazılır.
- Öğrencilerden bu kelime ve kavramlardan yararlanarak “peygamber” kavramının tanımı oluşturulur.
- Öğrencilerden bu kelime ve kavramdan oluşturdukları “peygamber” lafzının tanımını yazmaları istenir.
- Görüşlerin toplanması tamamlandıktan sonra değerlendirme yapılmalıdır. Bu değerlendirme, birlikte yapılmalıdır.
- Etkinlik-2
- Metinde bulunan temel düşünceleri alarak onun öğrenciler tarafından bulunması temel amaçtır.
- Öğrencilere Hz Muhammed asm hakkında ipuçları hazırlamaları istenir.
- Bu konudaki ilk misal öğretmen tarafından verilir.
- Öğrencilerden biri sorar “Nesi var?” Her sorduğunda öğrencilerden biri bir özelliğini söyler.
- Öğrencilerin her verdiği cevapta öğretmen onları teşvik eder. Tebrik eder.
- Temel amaç öğrencinin en az ipucu ile cevabı bilmesidir.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
BİRİNCİ REŞHASI
…
Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrap, Medine bir minber; o burhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imana imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyaya reis, bütün evliyaya seyyid, bütün enbiya ve evliyadan mürekkep bir halka-i zikrin serzâkiri; bütün enbiya hayattar kökleri, bütün evliya tarâvettar semereleri bir şecere-i nuraniyedir ki, herbir dâvâsını, mucizatlarına istinat eden bütün enbiya ve kerametlerine itimat eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar.
Zira, o (2) لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ der, dâvâ eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ ile, mânen (3) صَدَقْتَ وَ بِالْحَقِّ نَطَقْتَ derler.
Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla teyid edilen bir müddeâya parmak karıştırsın?
İKİNCİ REŞHA
O nuranî burhan-ı tevhid, nasıl ki iki cenâhın icmâ ve tevatürüyle teyid ediliyor. Öyle de, Tevrat ve İncil gibi kütüb-ü semâviyenin (4-HÂŞİYE) yüzler işârâtı ve irhâsâtın binler rumuzâtı ve hâtiflerin meşhur beşârâtı ve kâhinlerin mütevatir şehâdâtı ve şakk-ı kamer gibi binler mucizâtının delâlâtı ve şeriatın hakkaniyeti ile teyid ve tasdik ettikleri gibi, zâtında gayet kemaldeki ahlâk-ı hamîdesi ve vazifesinde nihayet hüsnündeki secâyâ-yı gàliyesi ve kemâl-i emniyeti ve kuvvet-i imanını ve gayet itminanını ve nihayet vüsukunu gösteren fevkalâde takvası, fevkalâde ubudiyeti, fevkalâde ciddiyeti, fevkalâde metaneti, davasında nihayet derecede sadık olduğunu güneş gibi aşikâre gösteriyor.
ÜÇÜNCÜ REŞHA
Eğer istersen, gel, Asr-ı Saadete, Ceziretü’l-Araba gideriz. Hayalen olsun, onu vazife başında görüp ziyaret ederiz. İşte, bak:
Hüsn-ü sîret ve cemâl-i suretle mümtaz bir zâtı görüyoruz ki, elinde muciznümâ bir kitap, lisanında hakaik-âşinâ bir hitap, bütün benî Âdeme, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor. Sırr-ı hilkat-i âlem olan muammâ-i acibânesini hal ve şerh edip ve sırr-ı kâinat olan tılsım-ı muğlâkını fetih ve keşfederek, bütün mevcudattan sorulan, bütün ukulü hayret içinde meşgul eden üç müşkül ve müthiş sual-i azîm olan “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” suallerine mukni, makbul cevap verir.
…
BEŞİNCİ REŞHA
Hem o nur ile, kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülât, tagayyürat, mânâsızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp, birer mektubat-ı Rabbâniye, birer sahife-i âyât-ı tekviniye, birer merâyâ-yı esmâ-i İlâhiye ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedâniye mertebesine çıktılar.
Hem insanı bütün hayvânâtın mâdûnuna düşüren hadsiz zaaf ve aczi, fakr ve ihtiyâcâtı ve bütün hayvanlardan daha bedbaht eden, vasıta-ı nakl-i hüzün ve elem ve gam olan aklı o nurla nurlandığı vakit, insan bütün hayvanat, bütün mahlûkat üstüne çıkar. O nurlanmış acz, fakr, akıl ile, niyaz ile nazenin bir sultan ve fîzar ile nazdar bir halife-i zemin olur.
Demek o nur olmazsa kâinat da, insan da, hattâ herşey dahi hiçe iner. Evet, elbette böyle bedî bir kâinatta böyle bir zat lâzımdır. Yoksa kâinat ve eflâk olmamalıdır.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 263-265)
***
(5) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(6) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur (Saffat Suresi: 35; Muhammed Suresi: 19)
3. Doğru dedin ve söylediğin haktır.
4. HÂŞİYE: Hüseyin-i Cisrî Risale-i Hamidiye’sinde yüz on dört işârâtı o kitaplardan çıkarmıştır. Tahriften sonra bu kadar bulunsa, elbette daha evvel çok tasrihat varmış.
5. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
6. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
