Hürriyet-İman İlişkisi
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik-1
- Sınıf 5’er kişilik gruplara ayrılır.
- Grup sekreteri belirlenir.
- Gruplara hazırlanan metin dağıtılır.
- Öğrenciler “Hürriyetin temel özellikleri nelerdir?” sorusu üzerine öncelikle bireysel olarak fikir üretirler.
- Üretilen fikirler grup halinde tartışılır.
- Sekreter tartışmayı yürütür ve kayıt tutar.
- Oluşan fikirler cümleler halinde kaydedilir.
- Öğrencilerin yaptığı çıkarımları sınıfa sunmaları sağlanır.
- Etkinlik-2
- Öğrenciler 3-4 kişilik gruplara ayrılır.
- Hürriyetin özellikleri konusunun yer aldığı risale metni gruplara dağıtılır.
- Öğrencilerden kendi hürriyet alanları ve sınırları ile ilgili;
- Ben bu metin ışığında …neler yapmalıyım/neler yapmamalıyım?
- Nasıl düşünmeliyim/nasıl düşünmemeliyim?
- Nasıl davranmalıyım/nasıl davranmamalıyım?”
- sorularının cevabı olacak şekilde, örnekleriyle birlikte kendilerine yönelik ilkeler çıkarmaları istenir.
- Öğrenciler yazdıkları ilkeleri gruplar halinde okur.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Suâl: “Şimdi hürriyet bahsini suâl edeceğiz. Nedir şu hürriyet ki o kadar tevilât onda birbiriyle çekişiyorlar ve hakkında acib, garip rüyalar görülür?”
Cevap: Yirmi seneden beri onu, hatta rüyalarda takip eden ve o sevda ile her şeyi terk eden birisi, size güzel cevap verebilir.
Suâl: “Hürriyeti bize çok fena tefsir etmişler. Hatta âdeta ‘Hürriyette insan her ne sefahet ve rezalet işlese, başkasına zarar vermemek şartıyla bir şey denilmez’ diye bize anlatmışlar. Acaba böyle midir?”
Cevap: Öyleleri hürriyeti değil, belki sefahet ve rezaletlerini ilân ediyorlar ve çocuk bahanesi gibi hezeyan ediyorlar. Zira nazenin hürriyet, âdâb-ı Şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lâzımdır. Yoksa sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir; belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs-i emmareye esir olmaktır.
Hürriyet-i umûmî, efradın zerrat-ı hürriyatının muhassalıdır. Hürriyetin şe’ni odur ki ne nefsine, ne gayrıya zararı dokunmasın.
عَلٰى اَنَّ كَمَالَ الْحُرِّيَّةِ اَنْ لَا يَتَفَرْعَنَ وَاَنْ لَا يَسْتَهْزِئَ بِحُرِّيَّةِ غَيْرِه۪
(3)HÂŞİYE (2)اِنَّ الْمُرَادَ حَقٌّ لٰكِنَّ الْمُجَاهَدَةَ لَيْسَتْ ف۪ى سَب۪يلِهَا
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 177)
***
Hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve te’dibden başka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şahane serbest olsun; (4) لَا يَجْعَلْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ nehyinin sırrına mazhar olsun.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 178)
…
Suâl: “Ne diyorsun? Şu senâ ettiğin hürriyet hakkında denilmiştir:
(5) ِحُرِّيَّةٌ حَرِيَّةٌ بِالنَّارِ لِاَ نَّهَا تَخْتَصُّ بِالْكُفَّارِ
Cevap: O bîçare şair, hürriyeti Bolşevizm mesleği ve ibahe mezhebi zannetmiş. Hâşâ! Belki insana karşı hürriyet, Allah’a karşı ubudiyeti intâc eder.
[….]
Hem de yirmi senelik İslâmiyetin bir fedaîsi de demiştir:
(6)-HÂŞİYE (7) حُرِّيَّةٌ عَطِيَّةُ الرَّحْمٰنِ اِذْ اَنَّهَا خَاصِّيَّةُ الْا۪يمَانِ
ِSuâl: “Nasıl hürriyet imanın hâssasıdır?”
Cevap: Zira rabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat’a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi şefkat-i imaniyesi bırakmaz. Evet, bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tezellül etmez, bir bîçareye tahakküme dahi tenezzül etmez. Demek iman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet…
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 178)
***
…
İmandan gelen hürriyet-i şer’iye iki esası emreder:
اَنْ لَا يُذَلِّلَ وَ لَا يَتَذَلَّلَ مَنْ كَانَ عَبْدًا لِلّٰهِ لَا يَكُونُ عَبْدًا لِلْعِبَادِ لَا يَجْعَلْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ نَعَمْ اَلْحُرِّيَّةُ الشَّرْعِيَّةُ عَطِيَّةُ الرَّحْمٰنِ
Yani, iman bunu iktiza ediyor ki:
• Tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek… Ve zalimlere tezellül etmemek.
• Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
• Birbirinizi, Allah’tan başka kendinize rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, her şeye, herkese, nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
• Evet, hürriyet-i şer’iye Cenab-ı Hakkın Rahman, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hâssasıdır.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 257)
***
…
İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 45)
***
…
Asıl mü’min hakkıyla hürdür. Sâni-i Âlem’e abd ve hizmetkâr olan, halka tezellüle tenezzül etmemek gerektir. Demek, ne kadar imana kuvvet verilse, hürriyet de o kadar kuvvet bulur.
Amma, hürriyet-i mutlak ise, vahşet-i mutlakadır, belki hayvanlıktır. Tahdid-i hürriyet dahi, insaniyet nokta-i nazarında zarurîdir.
[…]
Elhâsıl: Şeriat dairesinden hariç olan hürriyet, ya istibdat veya esaret-i nefis veya canavarcasına hayvanlıktır veya vahşettir.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2020, s. 61)
***
(8) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(9) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Tam ve mükemmel hürriyet, kişinin firavunlaşmaması ve başkasının hürriyeti ile alay etmemesidir Şüphesiz, murad haktır, fakat mücahede usûlüne uygun değildir
3. HÂŞİYE: Acele etme! Yani Mizan ceridesinin sahibi Murad haklıdır. Tanin muharriri Hüseyin Cahid yanlış ve hata ediyor.
4. Bir kısmınız, Allah’ı bırakıp da diğer bir kısmınızı ilâhlaştırmasın. (Âl-i İmran: 64’ten iktibas.)
5. Hürriyet Cehenneme lâyıktır; çünkü o, kâfirlere mahsustur. (Hizanlı Şeyh Selim’in beyti.)
6. HÂŞİYE: Güzel bir tarif.
7. Hürriyet, Rahman olan Allah’ın bir hediyesidir. Çünkü, o imanın hâssasıdır (özelliğidir).
8. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
9. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
