Ferdi İktisat

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt konu)

Ferdi İktisat

Amaçlar

İktisatlı yaşamanın ilmin ve imanın artmasına vesile olduğunu açıklar. İktisatlı yaşamak, İzzetli ve şerefli yaşamayı netice verir.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Kavram Haritası , Resim Akrostiş

Materyal ve Teknoloji

Defter, kalem, Resim Defteri, Boya Kalemi

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Etkinlik – 1
  • 3’er kişilik gruplara ayrılarak iktisadın kavram haritasını yapınız.
  • Metindeki ilmin, imanın, izzet kavramlarının anlamlarını bulunuz.
  • Yukarıdaki kelimelerin birbirleriyle ilişkisini maddeler halinde deftere yazınız.
  • Bu kelimelerin zıtlarını bulunuz ve aralarındaki farklılıkları defterinize 5’er madde ile tahtada sununuz.
  • Bulduğunuz amaçlar doğrultusunda hayatınızda uyguladığınız 3 adet cümleler halinde sınıf tahtasına yazınız.
  • Etkinlik – 2
  • 3’er kişilik gruplar halinde iktisadın ilmin ve imanın artmasına vesile olduğu resim ( karikatürize ederek ) ile anlatınız.
  • Resimde amaçla ilgili yazılara da yer verebilecekleri söylenir.
  • Gruplar sırayla yaptığı çalışmayı sunar.
  • Çalışmalar sınıf panosuna sergilenir.

Ölçme ve Değerlendirme

Akrostiş
  • 3’er kişilik gruplara ayrılan öğrenciler kendi aralarından etkinlik 1 ve etkinlik 2 de öğrenmiş olduğu bilgiler doğrultusunda Akrostiş metodu kullanılacaktır. Bu bilgiler doğrultusunda iktisat ile ilgili Akrostiş yapılacaktır.
  • Akrostiş yapılırken ;
  • İktisat kelimesinde kullanılan her harf metinden alınan örnekler ve kullanılan kelimeler veya kelimelerin anlamları ile doğrudan orantılı olmalıdır.
  • Metin ve amaca uygun yazılmalıdır.
  • Yapılan akrostiş metni özetlemelidir.
  • İlişkili Metinler

    On Dokuzuncu Lem’a
    İktisad Risalesi
    İktisad ve kanaate, israf ve tebzîre dairdir.

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ 1
    كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ تُ سْرِفُو ا 2

    Şu ayet-i kerîme, iktisada kat’î emir ve israftan nehy-i sarih suretinde gayet mühim bir ders-i hikmet veriyor.

    “Kuvve-i zâika kapıcıdır” dedik. Evet, ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir. Onun telezzüzü hatırı için isrâfâta ve bir dereceden on derece fiyata çıkmamak gerektir.
    Fakat, hakikî ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin kuvve-i zâikası, Altıncı Sözdeki muvazenede beyan edildiği gibi, kuvve-i zâikası rahmet-i İlâhiyenin matbahlarına bir nâzır ve bir müfettiş hükmündedir. Ve o kuvve-i zâika da taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlâhiyenin envâını tartmak ve tanımak, bir şükr-ü mânevî suretinde cesede, mideye haber vermektir. İşte, bu surette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var. İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir. Bu hakikate işaret eden bir hadise ve bir keramet-i Gavsiye:
    Bir zaman, Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylânî’nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyare bir hanımın birtek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyare, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyazattan zaafiyetiyle, validesinin şefkatini celb etmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs’ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:
    “Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!”
    Hazret-i Gavs tavuğa demiş:
    قُمْ بِاِذْنِ اللّٰهِ 3 !
    O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: “Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin.”
    İşte, Hazret-i Gavs’ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

    1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
    2. Yiyin için, fakat israf etmeyin. (A’raf Suresi: 31.)
    3. Allah’ın izniyle kalk (diril)!

    (Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 250-252)
    ***
    Şamlı Hafız Tevfik’tir. O kendisi diyor:
    Üstadımın en mühim bir düsturu olan iktisada ve kanaate riayet etmediğimden, fakr-ı hale mâruzum. Hodbin, mağrur insanlarla ihtilâta mecbur olduğumdan—Cenâb-ı Hak affetsin—mürüvvetkârâne bir surette riyâya ve tabasbusa da mecbur oluyordum. Üstadım çok defa beni ikaz ve ihtar ve tekdir ediyordu. Maatteessüf kendimi kurtaramıyordum. Halbuki, Kur’ân-ı Hakîmin ruh-u hizmetine zıt olan bu vaziyetimden şeytan-ı cinnî ve insî istifade etmekle beraber, hizmetimize de bir soğukluk, bir fütur veriyordu.
    İşte ben bu kusuruma karşı şiddetli—fakat inşaallah şefkatli—bir tokat yedim. Şüphemiz kalmadı ki, bu tokat, o kusura binaen gelmiş. O tokad da şudur:
    Sekiz senedir ben Üstadımın hem muhatabı, hem müsevvidi, hem mübeyyizi olduğum halde, sekiz ay kadar Nurlardan istifade edemedim. Bu hale hayret ettik. Ben de ve Üstadım da, “Bu neden böyle oluyor?” diye esbab arıyorduk. Şimdi kat’î kanaatimiz geldi ki, o hakaik-i Kur’âniye nurdur, ziyadır. Tasannu, temelluk, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. Onun için, bu nurların hakikatlerinin meâli benden uzaklaşıyor tarzında bulunarak bana yabanî görünüyor, yabanî kalıyordu. Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın. Başta Üstadım olarak kardeşlerimden dua rica ediyorum.
    Pürkusur
    Şamlı Hafız Tevfik
    (Barla lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 122)
    ***

    سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ 1
    خِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ 2

    1. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
    2. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

    Modülü İndir (PDF)

    İktisat-Ferdi İktisat No.150.pdf
    Size: 113,08 KB

    Modül Değişiklik Önerisi Formu
    Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
    Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
    kuvve-i zaika kapıcıdır
    Free
    Seviye
    Seviye 2
    Süre 40 dakika
    Konu