Esbabın (Sebeplerin) Eşyanın İcadında Müdahalesi Var mı?
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Giriş: Güdüleme ve Hazırlık
- • Öğrencilere; "Mükemmel bir ilaç, eczahanedeki şişelerin rastgele devrilip birbirine karışmasıyla oluşabilir mi?" sorusu yöneltilir.
- • Her canlının aslında hassas ölçülerle hazırlanmış canlı bir "macun" veya "tiryak" (ilaç) gibi olduğu vurgulanarak deneye geçilir.
- Gelişme: Uygulama (Benzer Olay)
- • Kontrollü Yaratılış (Ayran): Öğrenciler pet bardak, yoğurt, su ve tuz kullanarak belli bir ölçüyle (mizan) ayran yaparlar. Bu, yaratılıştaki kasdî ve şuurlu ölçüyü temsil eder.
- • Tesadüf Deneyi (Tepsi): Ardından aynı malzemeler (ve ek olarak taş, sıvı sabun vb.) bir tepsiye rastgele dizilir. Tepsi aniden sarsılarak/devrilerek her şeyin birbirine karışması sağlanır.
- • Tartışma: "Bu karmaşadan içilebilir ve ölçülü bir ayran çıktı mı?" sorusu üzerinden, kör sebeplerin ve fırtınalı tesadüflerin canlı bir varlığı (zîhayat) meydana getirmesinin "muhal (imkânsız)" olduğu vurgulanır.
- Sonuç: Bulmaca ve Özetleme
- • Metinde geçen; "Mizan-ı Mahsus, Zîhayat, Tiryak, Esbab" gibi kavramlar hazırlanan bulmaca ile pekiştirilir.
- • Yaratılışın ancak Hakîm-i Ezelî’nin ilmiyle mümkün olduğu, sebeplerin ise sadece birer perde olduğu anlatılarak konu toparlanır.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
23. LEM’A
… Esbab-ı âlemin içtimaıyla teşkil-i eşya ve vücud-u mahlûkattır. Pek çok muhalâtından yalnız üç tanesini zikrediyoruz.
BİRİNCİSİ
Bir eczahanede, gayet muhtelif maddelerle dolu, yüzer kavanoz şişeler bulunuyor. O edviyelerden, zîhayat bir macun istenildi. Hem hayattar, harika bir tiryak, onlardan yapılmak icab etti. Geldik, o eczahanede, o zîhayat macunun ve hayattar tiryakın çoklukla efradını gördük. O macunlardan her birisini tetkik ettik.
Görüyoruz ki o kavanoz şişelerden her birisinden, bir mizan-ı mahsusla, bir iki dirhem bundan, üç dört dirhem ötekinden, altı yedi dirhem başkasından ve hakeza muhtelif miktarlarda eczalar alınmış. Eğer birinden, bir dirhem ya noksan veya fazla alınsa, o macun zîhayat olamaz, hasiyetini gösteremez. Hem o hayattar tiryakı da tetkik ettik. Her bir kavanozdan bir mizan-ı mahsusla bir madde alınmış ki zerre miktarı noksan veya ziyade olsa tiryak hassasını kaybeder. O kavanozlar elliden ziyade iken, her birisinden ayrı bir mizanla alınmış gibi ayrı ayrı miktarda eczaları alınmış. Acaba hiçbir cihette imkân ve ihtimal var mı ki o şişelerden alınan muhtelif miktarlar, şişelerin garip bir tesadüf veya fırtınalı bir havanın çarpmasıyla devrilmesinden, her birisinden alınan miktar kadar, yalnız o miktar aksın, beraber gitsinler ve toplanıp o macunu teşkil etsinler? Acaba bundan daha hurafe, muhal, bâtıl bir şey var mı? Eşek muzaaf bir eşekliğe girse, sonra insan olsa “Bu fikri kabul etmem” diye kaçacaktır. İşte bu misal gibi her bir zîhayat elbette zîhayat bir macundur. Ve her bir nebat, hayattar bir tiryak gibidir ki, çok müteaddit eczalardan, çok muhtelif maddelerden, gayet hassas bir ölçüyle alınan maddelerden terkib edilmiştir. Eğer esbaba, anâsıra isnad edilse ve “Esbab icad etti” denilse, aynen eczahanedeki macunun, şişelerin devrilmesinden vücud bulması gibi, yüz derece akıldan uzak, muhal ve bâtıldır.
Elhâsıl, şu eczahane-i kübra-i âlemde, Hakîm-i Ezelî’nin mizan-ı kaza ve kaderiyle alınan mevadd-ı hayatiye, hadsiz bir hikmet ve nihayetsiz bir ilim ve her şeye şâmil bir irade ile vücud bulabilir. “Kör, sağır, hudutsuz, sel gibi akan küllî anâsır ve tabâyi ve esbabın işidir” diyen bedbaht, “O tiryak-ı acib, kendi kendine, şişelerin devrilmesinden çıkıp olmuştur” diyen divane bir hezeyancı, sarhoş bulunan bir ahmaktan daha ziyade ahmaktır. Evet, o küfür ahmakane, sarhoşâne, divanece bir hezeyandır.
Lem’alar, 23. Lem’a, s. 296-297, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2022
… Rızık, şifa ve yağmur münhasıran Zat-ı Hayy-ı Kayyum’un kudretine hastır; perdesiz, Ondan geldiğini ifade için kaide-i nahviyece alâmet-i hasr ve tahsis olan
الَّذ۪ي وَهُوَ هُوَ الرَّزَّاقُ ifade etmiştir. İlâçlara hasiyetleri veren ve tesiri halk eden, ancak o Şâfî-i Hakikî’dir.
Lem’alar, 30. Lem’a, s. 632, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2022
***
(1) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(2) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Rızık veren Odur ki… • Ve Odur ki…
3. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
4. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
