Cennetin Güzellikleri
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt Konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Drama Yazma ve Canlandırma:
- 1- 3 kişi (Lokman Hekim, Baba, Evlat)
- 2- Diğer katılımcılar babanın yakınları olarak tesellici grup olarak hazır bulunur. (Kimisi kur-an okur, kimisi tesbih, kimiside dua halinde bulunması, kimisi kapıyı açar vs.)
- Senaryo: Evlat sekerat halinde yatağında yatmaktadır. Yanında baba ve yakınları üzgün, ağlamaklı ve ümitsizce o evladın firakını düşünürken. Birden tak tak diye kapı çalındı. Gizemli bir zat elinde tiryak gibi bir macun ile içeri giriverdi. Yanındaki yavrunun babası ve yakınları bi anda şaşkın halde o zâta bakı verdiler. Zât içeri girdi yürümeye başladı. Sekeratta olan yavruya yöneldi, ağlamaklı ve üzüntülü olan kalabalık zat’ın yürüdüğü eksende yanlara doğru açılmaya başladı. Zât çocuğun yanına vardı ve Bismillah diyerek elindeki tiryakı gibi o macunu içirdi. Ortam sesizliğe büründü üzüntülerinin ve ağlamaklarının yerini şaşkınlıkları doldurmuştu. zât o tiryakı içirip geldiği yönden çıkıp gitti. Gitmesiyle beraber evladının gözleri açılır ve olduğu yerde kalkı verir. Ortamdakiler, bu bir mucizedir derler. Ve herkesin şaşkın bakışlarınında yerini sevinç mutluluk alır.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
İmanın bu dünyada dahi verdiği binler faide ve neticelerinden yalnız birtek faide ve lezzetini, bu mezkûr bahsimiz münasebetiyle Gençlik Rehberi’nde bir haşiye olarak yazılan bir temsil ile beyan edeceğiz. Şöyle ki:
Meselâ senin gayet sevdiğin birtek evlâdın sekeratta ölmek üzere iken ve me’yusane elîm ebedî firakını düşünürken; birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir doktor geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. O sevimli ve güzel evlâdın gözünü açtı, ölümden kurtuldu. Ne kadar sevinç ve ferah veriyor anlarsın. İşte o çocuk gibi sevdiğin ve ciddî alâkadar olduğun milyonlar sence mahbub insanlar, o mazi mezaristanında senin nazarında- çürüyüp mahvolmak üzere iken; birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i’damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi. Onunla baştan başa bütün ölüler dirildiler. Ve “Biz ölmemişiz ve ölmeyeceğiz, yine sizinle görüşeceğiz” lisan-ı hal ile dediklerinden aldığın hadsiz sevinçler ve ferahları, iman bu dünyada dahi vermesiyle isbat eder ki: İman hakikati öyle bir çekirdektir ki, eğer tecessüm etse, bir cennet-i hususiye ondan çıkar; o çekirdeğin şecere-i tûbâsı olur dedim.
(Şuâlar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025 s. 223-224 )
***
…belki imanın kuvvetine göre Cennet’in bir nevi manevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi; gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık, belki iman gözüyle görünür ki; saadet-i ebediye saraylarında hadsiz rahmeti ve keremi bulunan ve her bahar ve yazı birer sofra yapan ve nimetlerle dolduran bir Rahman-ı Rahîm-i Zülcelali Ve’l-ikram’ın ziyafetleri kurulmuş ve ihsanlarının sergileri açılmış, oraya sevkiyat var diye iman sinemasıyla müşahede ettiğinden, derecesine göre bâki âlemin bir nevi lezzetini hissedebilir. Demek hakikî ve elemsiz lezzet, yalnız imanda ve iman ile olabilir.
(Asâ-yı Musa, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 28)
***
Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 184)
***
Hem madem güneş gibi, gündüz gibi, zemin yüzünde bir umumî rahmet ve ihatalı bir şefkat ve kerem gözümüzle görüyoruz. Meselâ o rahmet, her baharda umum ağaçları ve meyveli nebatları Cennet hurileri gibi giydirip, süslendirip, ellerine her çeşit meyveleri verip bizlere uzatıp “Haydi alınız, yeyiniz” dediği gibi; bir zehirli sineğin eliyle bizlere şifalı, tatlı balı yedirdiği ve elsiz bir böceğin eliyle en yumuşak ipeği bizlere giydirdiği gibi, bir avuç kadar küçücük çekirdeklerde, tohumcuklarda binler batman taamları bizim için saklayan ve ihtiyat zahîresi olarak o küçücük depolarda yerleştiren bir rahmet, bir şefkat, elbette hiç şübhe olamaz ki; bu derece nazeninane beslediği bu sevimli ve minnetdarları ve perestişkârları olan mü’min insanları i’dam etmez. Belki onları daha parlak rahmetlere mazhar etmek için, hayat-ı dünyeviye vazifesinden terhis eder diye “Rahîm” ve “Kerim” isimleri sualimize cevab veriyorlar; “El-Cennetü Hakkun” diyorlar. (Asâ-yı Musa, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 39)
***
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ
وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
