Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt konu)

Bediüzzaman’ın Ferâgati

Amaçlar

Büyük dava sahiplerinin feragat ölçülerini (dünyevi ve manevi fedakarlık) kavrar. İman hakikatlerinin neşrinde ve yayılmasında feragatin nasıl bir itici güç olduğunu analiz eder.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

• Sınıflama: Metindeki feragat örneklerini kategorize ederek konuyu organize etmek için kullanılır. • Akrostiş Yazma: "Feragat" kavramını zihinde kalıcı hale getirmek ve sanatsal bir duyarlılıkla ifade etmek için uygulanır.

Materyal ve Teknoloji

Kalem, kağıt, tahta

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Giriş
  • ● Derse, "Bir davanın başarısı, o dava sahibinin neleri feda edebileceği ile ölçülebilir mi?" sorusuyla başlanır.
  • ● Metindeki "İslam bugün öyle mücahidler ister ki, dünyasını değil, ahiretini dahi feda etmeye hazır olacak" sözü paylaşılarak merak uyandırılır.
  • Sınıflama Uygulaması
  • ● Sınıf iki ana gruba ayrılır ve ilgili metinler dağıtılır.
  • Birinci Grup: Bediüzzaman’ın dünyevi feragatini (aile kurmaması, meşru lezzetlerden mahrumiyeti, hapis ve sürgünler) ve bunun sonucunda kazandığı manevi evlatları maddeler.
  • İkinci Grup: Hizmetteki feragatini (ahiretini feda etmesi, intikam beslememesi, sadece Allah rızası için çalışması) ve bunun sonucunda iman hakikatlerinin yayılmasını maddeler.
  • ● Gruplar çalışmalarını sunar ve feragatin büyüklüğü ile davanın muvaffakiyeti arasındaki bağ hep birlikte değerlendirilir.
  • Akrostiş Yazma Etkinliği
  • ● Öğrenciler küçük çalışma gruplarına ayrılır.
  • ● Kendilerine verilen metinlerdeki anahtar kavramlardan (fedakarlık, rıza-yı İlahi, iman selâmeti vb.) ilham alarak "FERAGAT" başlıklı birer akrostiş yazarlar.
  • ● Hazırlanan akrostişler okunur; metnin ruhunu en iyi yansıtan ifadeler tahtaya not edilir.
  •  

Ölçme ve Değerlendirme

• İlke Çıkarma: Öğrencilere; "Ben Bediüzzaman’ın bu feragat sıfatı ışığında kendi hayatımda ve başkalarına faydalı olma yolunda neler yapabilirim? Hangi şahsi menfaatimden vazgeçebilirim?" sorusu yöneltilir.
• Uygulama: Her öğrenciden kendine yönelik kısa bir "Feragat İlkesi" yazması istenir. Örneğin; "Vaktimi sadece kendi eğlencem için değil arkadaşımın bir problemini çözmek için de harcayacağım."
• Çıkarılan bu ilkeler sınıfça paylaşılarak feragat kavramının güncel hayattaki karşılığı somutlaştırılır.

İlişkili Metinler

(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

FERÂGATİ:
Bir dava sahibinin ve bilhassa ıslahatçının muvaffakiyet şartlarının en mühimmi feragattir. Zîra gözler ve gönüller bu mühim noktayı en ince bir hassasiyetle tetkik ve takibe meyyaldirler. Üstadın bütün hayatı ise, baştan başa feragatin şaheser misalleriyle dolup taşmaktadır.
Allame Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi merhumdan, ferâgate ait şöyle bir söz işitmiştim: “İslâm, bugün öyle mücahidler ister ki, dünyasını değil, ahiretini dahi feda etmeye hazır olacak.”
Büyük adamdan sadır olan bu büyük sözü tamamen kavrayamadığım için, mutasavvıfların istiğrak hallerinde söyledikleri esrarlı sözlere benzeterek, herkese söylememiş ve olur olmaz yerlerde de açmamıştım. Vaktaki aynı sözü Bediüzzaman’ın ateşler saçan heyecanlı ifadelerinde de okuyunca, anladım ki, büyüklere göre ferâgatin ölçüsü de büyüyor.
Evet, İslam için bu kadar acıklı bir feragate katlanmaya razı olan mücahidleri, Erhamürrahimîn olan Allah-ı Zülkerîm Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bırakır mı? O fedaî kulunu lütuf ve kereminden, inayet ve merhametinden mahrum etmek şanına-hâşâ-yakışır mı?
İşte, Bediüzzaman, bu müstesna tecellînin en parlak misalidir. Bütün ömrü boyunca mücerred yaşadı. Dünyanın bütün meşrû lezzetlerinden tamamen mahrum kaldı. Bir yuva kurmak ve orada mes’ud bir aile hayatı geçirmek sevdasına düşmeye vakit ve fırsat bulamadı. Fakat, Cenab-ı Hak, kendisine öyle şeyler ihsan etti ki, fânî kalemlerle tarif olunamayacak kadar muazzam ve muhteşemdir.
Bugün, dünyada hangi bir aile reisi manen Bediüzzaman Hazretleri kadar mesuttur? Hangi bir baba, milyonlarla evlada sahip olmuştur? Hem de nasıl evlatlar!. Ve hangi bir üstad, bu kadar talebe yetiştirebilmiştir?
Bu kudsî ve rûhî rabıta-Biiznillahi Teala-dünyalar durdukça duracak ve nurdan bir sel halinde ebediyetlere kadar akıp gidecektir. Çünkü bu İlahî dava, Kur’an-ı Kerîmin nur deryasında tebellür eden bir varlık olduğu gibi, Kuran’dan doğmuş ve Kuran’la beraber yaşayacaktır.
(Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 23-24)
***
Ben maddî ve mânevî herşeyimi feda ettim, her musibete katlandım, her işkenceye sabrettim. Bu sayede hakikat-i imaniye her tarafa yayıldı. Bu sayede Nur mekteb-i irfanının yüz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetişti. Artık bu yolda, hizmet-i imaniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddî ve mânevî her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışacaklardır.
Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, ezâ ve cefâlara mâruz kaldılar, ağır imtihanlar geçirdiler. Benim gibi onlar da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helâl etmelerini isterim. Çünkü onlar bilmeyerek kader-i İlâhînin sırlarına, derin tecellîlerine akıl erdiremeyerek bizim dâvâmıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için yalnız hidayet temennisinden ibarettir. Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.
(Emirdağ Lahikası-289. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 412-413)
***
“Sonra ben cemiyetin iman selâmeti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem, orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.”
Tarihçe-i Hayatı, s.645, Yeni Asya Neşriyat, Nisan-2025
***

(2) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(3)وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

1- Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2- Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Suresi: 32.)
3- Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

Modülü İndir (PDF)

Modül No.137.pdf
Size: 164,38 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
bediüzzaman feragati-3
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika