Anne baba hukuku

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt Konu)

Anne baba hukuku

Amaçlar

Kur'ân'ın nazarında ebeveyn hukukunun ehemmiyetini ve onlara isyanın (ukûk) çirkinliğini kavrar. Anne-babaya hürmetin "Cenâb-ı Hak hesabına" bir ibadet olduğunu; onlar yaşlandıkça bu hürmetin ruhani bir lezzete dönüştüğünü fark eder.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Kişileştirme: Metindeki "şefkat", "hüzn-ü muâşeret" ve "vicdan azabı" gibi soyut kavramları; anne, baba veya çocuk rolleri üzerinden konuşturarak ebeveyn-evlat bağındaki manevi silsileyi somutlaştırmak için kullanılır. Örnek Olay: Metinde geçen "haksız peder ve serkeş evlat" veya "ihtiyarlığı bâr (yük) gören evlat" vakalarını; Kur'ân’ın "Öf bile deme" emri ekseninde analiz edip çözüm üretmek amacıyla uygulanır.

Materyal ve Teknoloji

Kâğıt, Kalem

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Giriş
  • • Derse, "Kendi hayatını senin hayatın için lezzetle feda edenin ölüp gitmesini arzu etmek ne kadar vicdansızlıktır?" sorusuyla (Mektubat, 259) giriş yapılır.
  • • Anne ve babanın birer "hediye-i Rahman" olduğu ve onlara hürmetin doğrudan Allah'ın muhabbetine dahil olduğu vurgulanır.
  • Kişileştirme Uygulaması
  • • Öğrencilerden metindeki temel kavramları (Şefkat, Hürmet, İhtiyarlık, Veled) birinci tekil şahıs ağzından ("Ben...") konuşturan kısa ifadeler oluşturmaları istenir.
  • • Örnek: "Ben pederdeki şefkatim; seni kendi nefsimden daha çok severim, sen daha iyi ol diye kendimi feda ederim." veya "Ben evlattaki hürmetim; babam yaşlandıkça 'daha çok sevap kazanayım' diye ellerini samimiyetle öperim."
  • • Bu uygulama ile "pederlik ve veletliğin iktiza ettiği" o kudsî bağın mahiyeti hissettirilir.
  • Örnek Olay Analizi
  • • Sınıfa metindeki şu vaka sunulur: "Bir baba haksızdır, oğlu ise ona karşı serkeşlik yapmaktadır." (Emirdağ Lahikası, 125).
  • • Öğrencilerden, "Baba ne kadar haksız da olsa, oğul onun rızasını tahsil etmeye mecburdur" düsturunu bu olaya nasıl uygulayacaklarını tartışmaları istenir.
  • İkinci bir senaryo olarak ebeveyni yaşlanınca onları "bâr" (yük) görüp ölümlerini arzu eden bir gencin iç dünyası, metindeki "canavarlaşma" ve "insaniyetin sukutu" kavramlarıyla analiz edilir.

Ölçme ve Değerlendirme

İlke Çıkarma
• Öğrencilerden, metindeki "sabır ile şükür" ve "haksızlıkta bile isyan etmeme" ölçülerinden yola çıkarak aile içinde bir tartışma anında veya zor bir durumda uygulayacakları iki adet "Hürmet Prensibi" yazmaları istenir.
• Öğrencilerden, metindeki "anne-babanın yaşlılığında onlara hizmet etmenin bir yük değil ruhani bir lezzet ve ibadet olduğu" hakikatinden hareketle ebeveynlerinin bakıma muhtaç olduğu veya zorlandıkları zamanlarda uygulayacakları iki adet "Vefa ve Memnuniyet Prensibi" yazmaları istenir.

İlişkili Metinler

 (1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

“Hem, peder ve vâlideyi şefkat ile teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesâbına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine âittir. O muhabbet ve hürmet, şefkat, lillâh için olduğuna alâmeti şudur ki: Onlar ihtiyar oldukları ve sana hiçbir faydaları kalmadığı ve seni zahmet ve meşakkate attıkları zaman daha ziyâde muhabbet ve merhamet ve şefkat etmektir.
(2) اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ âyeti, beş mertebe hürmet ve şefkate, evlâdı dâvet etmesi, Kur’ân’ın nazarında vâlideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukûkları ne derece çirkin olduğunu gösterir.
Mâdem peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyâde iyi olmasını ister; ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez. Demek vâlideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münâkaşa yok. Zîrâ münâkaşa, ya gıpta ve hasedden gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münâkaşa, haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâvâ etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek, pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.
Ve evlâtlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerîmin hediyeleri olduğu için kemâl-i şefkat ve merhamet ile onları sevmek ve muhâfaza etmek, yine Hakka âittir. Ve o muhabbet ise, Cenâb-ı Hakkın hesâbına olduğunu gösteren alâmet ise, vefâtlarında sabır ile şükürdür, me’yusâne feryad etmemektir. “Hâlıkımın, benim nezâretime verdiği, sevimli bir mahlûku idi, bir memlûkü idi. Şimdi hikmeti iktizâ etti, benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlûkte bir zâhirî hissem varsa, hakiki bin hisse onun Hâlıkına âittir. (3) اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ deyip
teslim olmaktır.” Hem dost ve ahbap ise, eğer onlar iman ve amel-i salih sebebiyle Cenab-ı Hakkın dostları iseler,
(4) اَلْحُبُّ فِى اللّٰهِ sırrınca, o muhabbet dahi Hakka aittir.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 717-718)
***
Peder ve vâlideye karşı muhabbetin Cenâb-ı Hak hesâbına olduğu için, hem bir ibâdet hem de onlar ihtiyarlandıkça hürmet ve muhabbeti ziyâdeleştirirsin. En âlî bir his ile, en merdâne bir himmet ile onların tûl-i ömrünü ciddi arzu edip bekâlarına duâ etmek, tâ onların yüzünden daha ziyâde sevap kazanayım diye samimi hürmetle onların elini öpmek, ulvî bir lezzet-i ruhânî almaktır. Yoksa nefsânî, dünya itibâriyle olsa, onlar ihtiyar oldukları ve sana bâr olacak bir vaziyete girdikleri zaman, en süflî ve en alçak bir his ile, vücudlarını istiskâl etmek, sebeb-i hayatın olan o muhterem zâtların mevtlerini arzu etmek gibi vahşî, kederli, ruhânî bir elemdir.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 723)
***
Vâlideyn ve evlâda muhabbet-i meşrûanın neticesi, nass-ı Kur’ân ile, Cenâb-ı Erhamü’r-Râhimîn, onların makamları ayrı ayrı da olsa, yine o mes’ud âileye sâfî olarak lezzet-i sohbeti Cennete lâyık bir hüsn-ü muâşeret sûretinde dâr-ı bekâda ebedî mülâkât ile ihsan eder.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 727)
***
Diyorsunuz ki: “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın peder ve valideleri ve ceddi Abdülmuttalib’in imanları hakkında akvâ ve esahh olan haber hangisidir?”
Elcevap: Yeni Said on senedir yanında başka kitapları bulundurmuyor, “Bana Kur’ân yeter” diyor. Böyle teferruat mesâilinde, bütün kütüb-ü ehâdisi tetkik edip en akvâsını yazmaya vaktim müsaade etmiyor. Yalnız bu kadar derim ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın peder ve valideleri ehl-i necattır ve ehl-i Cennettir ve ehl-i imandır. Cenâb-ı Hak, Habib-i Ekreminin mübarek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini elbette rencide etmez.
Eğer denilse: “Madem öyledir; neden onlar Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma imana muvaffak olamadılar? Neden bi’setine yetişemediler?”
Elcevap: Cenâb-ı Hak, Habib-i Ekreminin peder ve validesini, kendi keremiyle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ferzendâne hissini memnun etmek için, valideynini minnet altında bulundurmuyor. Valideynlik mertebesinden mânevî evlât mertebesine getirmemek için, hâlis kendi minnet-i rububiyeti altına alıp onları mesut etmek ve Habib-i Ekremini de memnun etmekliği rahmeti iktiza etmiş ki, valideynini ve ceddini, ona zâhirî ümmet etmemiş. Fakat ümmetin meziyetini, faziletini, saadetini onlara ihsan etmiştir. Evet, âli bir müşirin yüzbaşı rütbesinde olan pederi, huzuruna girmesi, birbirine zıt iki hissin taht-ı tesirinde bulunur. Padişah, o müşir olan yaver-i ekremine merhameten, pederini onun maiyetine vermiyor.” (Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 456-457)
***
Hem peder, hem valide, tenasül kanunundaki vazifede çektikleri çok meşakkat ve gördükleri çok hizmete mukabil, yalnız veledin dünyada, kemal-i hürmet ve itaatle şefkatlerine ve hizmetlerine bedel, halis bir hürmet ve sadıkane bir itaat ve vefatlarından sonra, salâhatiyle ve hayratıyla ve dualarıyla onların defter-i âmâline hasenat yazdırmak ve on beş seneden evvel masumen ölmüşse onlara kıyamette şefaatçi olmak ve Cennette, onların kucağında sevimli bir çocuk olmaktır.
Şimdi ise, terbiye-i İslamiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesi yüzünden, ondan, belki yirmiden, belki kırktan bir çocuk ancak peder ve validesinin çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukabil mezkûr vaziyet-i ferzendâneyi gösterir. Mütebakisi, endişelerle, şefkatlerini daima rencide ederek, o hakikî ve sadık dostlar olan peder ve validesine vicdan azabı çektirir. Ve ahirette de dâvâcı olur: “Neden beni imanla terbiye ettirmediniz?” Şefaat yerinde, şekvâcı olur.
(Kastamonu Lahikası-154. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 262)
***
İkinci Sual: Risale-i Nur’la münasebettar bazı zatlara acıdım. “Neden pederinin malından hakkı iki sülüs iken, o haktan kısmen mahrumiyete kader-i İlahî neden müsaade etti?”
Gelen cevap: Şu asırda, öyle acip bir aşılamakla, ebeveynine hürmet ve peder ve validesinin şefkatlerine mukabil, bilâ kayd ü şart kemal-i hürmet ve itaat lazım iken, ekseriyetle o hakikî hürmet ve itaat bozulduğundan, iki sülüs almaktan zulmen mahrum edildiler. Kader, onların kusuruna binaen müsaade etti. Kızlar ise, gerçi başka cihetlerde kusurları çok, fakat zafiyetlerine binaen himayetkâr ve şefkatkâr ellere ziyade muhtaç bulunduklarından, hürmetlerini peder ve validelerine karşı ihtiyaçlarını hassasiyetle bir cihette ziyadeleştirdiklerinden, beşerin zalim eliyle, kardeşlerinin kısmen haklarını, muvakkaten onlara vermeye müsaade etti. (Kastamonu Lahikası-161. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, 274-275)
***
Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslamiyet ve imanın erkanlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslamiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevi fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir. O halde o çocuk, dünyada peder ve validesine hürmet yerinde istiskal edip çabuk ölmelerini arzu ile onlara bir nevi bela olur. Ahirette de onlara şefaatçi değil, belki davacı olur: “Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız? İşte bu hakikate binaen, en bahtiyar çocuklar onlardır ki, Risale-i Nur dairesine girip dünyada peder ve validesine hürmet ve hizmet ve hasenatı ile onların defter-i a maline vefatlarından sonra hasenatı yazdırmakla ve ahirette onlara derecesine göre şefaat etmekle bahtiyar evlat olurlar.
(Emirdağ Lahikası-20. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 69)
***
Yalnız çocuk taziyesine dair risalede
(5) يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ
‘ye dair sualinde bir kısım eski tefsirler demişler:
“Cennette çocuktan gayet ihtiyara kadar herkes otuz üç yaşında olacak.”
Bunun hakikati-Allahü â’lem-şu olacak ki: Sarih ayet (6) وِلْدَانٌ tâbiri ifade eder ki, feraiz-i şer’iyeyi yapmaya mecbur olmayan ve masûniyet cihetiyle de yapmayan ve kable’l-bülûğ vefat eden çocuklar, Cennete lâyık ve sevimli çocuk olarak kalacaklar. Fakat şer’an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara peder ve valideleri onları alıştırmak için, teşvikkârâne emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var. Demek, “Vacip olmadığı halde, nafile nevinden yedi yaşından hadd-i bülûğa kadar büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi büyük mükâfatı görmek için otuz üç yaşında olacaklar” diye, bir kısım tefsir bu noktayı izah etmeden, umum çocuklara teşmil etmişler. Has iken âmm zannedilmiş.
(Emirdağ Lahikası-283. Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 398)
***
Bir zaman “Küçük Isparta” namını alan ve her yerden ziyade, geçen meselemizde hapis musibetini çeken İnebolu ve civarı kardeşlerimin gayet güzel ve samimane mektupları beni çok mesrur eyledi. Yalnız, Risale-i Nur’un kahramanlarından baba-oğulun meşrepleri ayrı ayrı olduğundan, birbiriyle tam imtizaç edemediklerinden endişe ediyorum. Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızasını tahsil etmeye mecburdur. Oğul da ne kadar serkeş de olsa, baba, şefkat-ı fıtriyesini ona karşı esirgemez ve esirgememeli. Değil böyle baba ve evlat ve mümtaz seciyeli ve Risale-i Nur’un baş şakirtleri, belki birbirinden çok uzak ve düşman da olsalar, Risale-i Nur’un hatırı için Risale-i Nur şakirtlerinin mabeynindeki tefani, birbirini tenkit etmemek, kusurunu affetmek düsturuyla bu iki kardeşim, dünyevi ve cüz i ve hissi şeyleri medar-ı münakaşa etmesinler. Pederlik ve veletliğin iktiza ettiği hürmet ve şefkatle beraber, Nur’un şakirtliği iktiza ettiği kusura bakmamak ve affetmek ve benim çok sevdiğim iki kardeşim, benim hatırım için, birbirini tenkit etmemek lazım geliyor. Umum kardeşlerime birer birer selam ve dua ediyoruz.
(Emirdağ Lahikası-52.Mektup, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 120)
***
Evet dünyada en yüksek hakikat, peder ve vâlidelerin evlâdlarına karşı şefkatleridir. Ve en âlî hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet haklarıdır. Çünki onlar, hayatlarını kemal-i lezzetle evlâdlarının hayatı için feda edip sarfediyorlar. Öyle ise, insaniyeti sukut etmemiş ve canavara inkılab etmemiş herbir veled; o muhterem, sadık, fedakâr dostlara hâlisane hürmet ve samimane hizmet ve rızalarını tahsil ve kalblerini hoşnud etmektir. Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir. İşte o mübarek ihtiyarların vücudlarını istiskal edip ölümlerini arzu etmek, ne kadar vicdansızlık ve ne kadar alçaklıktır bil, ayıl! Evet hayatını senin hayatına feda edenin zeval-i hayatını arzu etmek, ne kadar çirkin bir zulüm, bir vicdansızlık olduğunu anla!
(Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul-2025, s. 305)
***

(6) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(7) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın “Öf” bile deme. (İsrâ Sûresi: 23.)
3. Hüküm Allah’ındır. (Mü’min Suresi: 12.)
4. Allah için sevmek (Feyzü’l-Kadîr, 2:28, hadis no: 1241; Ebu Davud, Sünnet: 15; Tirmizî, Kıyamet: 60; Müsned, 3:438, 440)
5. Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar dolaşır (Vâkıa Suresi: 17)
6. Çocuklar.
7. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
8. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)

 

Modülü İndir (PDF)

Modül No.136.pdf
Size: 222,44 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
anne baba hukuku
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika
Konu