Ahirzamanda sünnet-i seniyyeye ittiba etmenin önemi
Modül Temel Bilgileri
Modül (Alt Konu)
Amaçlar
Yöntem ve Teknik-Etkinlik
Materyal ve Teknoloji
İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci
- Etkinlik 1:
- - Öğrencilere “Sünnet nedir?” sorusuyla etkinlik başlatılır.
- - Öğrenciler arasından 1 sekreter intihap edilir ve sekreter riyasetinde sırasıyla öğrencilerden soruyu cevaplamaları istenir.
- - Öğrenciler sünnet hakkında bildiklerini anlatır.
- - Herkes fikrini paylaştıktan sonra öğretmen de sünnet-i seniyye hakkındaki görüşlerini açıklar ve çalışma özetlenir.
- Etkinlik 2:
- - Öğrenciler 3-4 kişilik gruplara ayrılır.
- - Sünnet-i seniyye konusu gruplar içinde istişare edilir.
- - Öğrencilerden “sünneti seniyye nedir? En güzel şekilde nasıl uygulanır? En iyi uygulayan kimdir?” benzeri sorular çerçevesinde ilkeler çıkarmaları beklenir.
Ölçme ve Değerlendirme
İlişkili Metinler
(1) بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
11.Lema 1.Nükte
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
(2) مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِائَةِ شَهِيدٍ
Yani, “Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”
Evet, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bid’aların istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmek daha ziyade kıymettardır. Hususan fesâd-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor. Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u İlâhi hâtırasına inkılâp eder. Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, (3) içmek (4) ve yatmak (5) âdâbında Sünnet-i Seniyyeyi mürâât ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor. Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ittibâını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder. Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan, Şâri-i Hakikî olan Cenâb-ı Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır. İşte, bu sırra binaen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 127-128)
***
13.Söz 2.Makam
Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir.
(Sözler, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 169)
***
11.Lem’a 7.Nükte
Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
(6 ) اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى Yani, “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.” Evet, siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyyeyi bilen, kat’iyen anlar ki, edebin envâını, Cenâb-ı Hak, Habibinde cem etmiştir. (7) Onun Sünnet-i Seniyyesini terk eden, edebi terk eder. (8) ب۪ى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ kaidesine mâsadak olur, hasâretli bir edepsizliğe düşer.
(Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Eylül-2024, s. 133)
***
Hutbe-i Şamiye
(9) جِئْتُ ِلاُتَمِّمَ مَكَارِمَ اْلاَخْلاَقِYani, “Benim insanlara Cenâb-ı Hak tarafından bi’setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır.
(Eski Said Dönemi Eserleri, Yeni Asya Neşriyat, Ocak-2025, s. 237)
***
(10) سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
(11) وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1. Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2. Müsnedü’l-Firdevs, 4: 198; Cem’ü’l-Fevâid, 1: 29; Feyzü’l-Kadîr, hadis no: 9: 171; Fethu’l-Kebîr.
3. Tirmizî, Et’ime: 47; Ebu Davud, Eşribe: 15; İbni Mâce, Et’ime: 7; Müsned, 6: 143, 207, 265
4. Buharî, Eşribe: 26; Müslim, Eşribe: 122-123; Tirmizî, Eşribe: 14
5. Buharî, Daavat: 8; Tirmizî, Daava: 29; Ebu Davud, Edeb: 177
6. Aclûnî, Keşfü’l-Hafa, 1: 70; Münavî, Feyzü’l-Kadîr, 1: 224
7. Bkz Kalem Suresi: 4.
8. Edepsiz, Allah’ın lütfundan mahrum kalır.
9. Keşfü’l-Hafâ, 1:289, hadis no: 916; Müsned, 2:381; Beyhakî, Sünenü’l-Kübra, 10:192
10. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)
11. Duaları şu sözlerle sona erer: “Ezelden ebede kadar her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi: 10.)
