Ahirete imanın şahsi hayata yansımaları

Modül Temel Bilgileri

Modül (Alt konu)

Ahirete imanın şahsi hayata yansımaları

Amaçlar

İnsanın hem şahsi hem de içtimai hayattaki saadetinin ancak ahirete iman ile olacağını kavrar. Ahirete imanın insanın şahsi hayatında da sonsuz bir huzur vereceğini öğrenir.

Yöntem ve Teknik-Etkinlik

Kavram Haritası, Beyin Fırtınası, Drama

Materyal ve Teknoloji

İşleniş/Öğrenme-Öğretme Süreci

  • Etkinlik-1
  • Öğretmen metindeki ana kavramları tahtaya yazar.
  • Yazılan “beka, ebedi saadet, dünya saltanatı, adem, hiçlik, cehennem, cüz-i ihtiyar, fakr-ı mutlak, acz, medarı teselli,medarı saadet hazır vaktin mikyası, mezar (bekleme salonu), insan, arzu , alem, ervah, adem” kavramlarının metinle ilişkisini kurmasını öğrenciden ister.
  • Kavramlar üzerinde metinden hareketle beyin fırtınası yapılır.
  • Etkinlik -2
  • Konuya uygun drama oluşturulur.
  • İki öğrenci seçilir.
  • Öğrencilerden biri ahirete iman eden, diğeri iman etmeyen bir şahsı canlandırır.
  • Kainatın yaratılışı, ölümün mahiyeti gibi mevzularda görüşlerini drama şeklinde sunarlar

Ölçme ve Değerlendirme

Konu ile ilgili sorular sorularak farklı görüşlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlanır.
Boşluk doldurma ve soru-cevap yöntemi ile amaca uygun bir şekilde öğrencinin konuyu ne kadar kavradığı tesbit edilir.

İlişkili Metinler

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle)

Sekizinci Meselenin Bir Hülâsası
Yedinci’de haşri çok makamattan soracaktık; fakat Hâlık’ı­mızın isimleri ile verdiği cevap o derece kuvvetli yakîn ve kanaat verdi ki, daha başka sorgulara ihtiyaç bırakmadığından, orada kısa kestik. Şimdi, bu Meselede, ahiret imanının hem ahiretin saadetine, hem dünya saadetine dair temin ettiği faydalar ve neticelerinden yüzden biri hülâsa edilecek. Saadet-i uhreviyeye ait kısmı, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın izahatı daha hiçbir beyana ihtiyaç bırakmamış, onu ona havale ederek ve saadet-i dünyeviyeye ait kısmı izah cihetini Risale-i Nur’a bırakıp, yalnız kısa bir hülâsa ile insanın hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyesine ait yüzer neticelerinden üç dört tanesini beyan ederiz.

• Birincisi: İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alâkadar olduğu misillü, dünya ile alâkadardır ve akaribiyle münasebettar olduğu gibi, nev-i beşer ile de ciddî ve fıtrî münasebettardır ve dünyada muvakkat bekasını arzuladığı gibi, bir dâr-ı ebedîde bekasını aşk derecesinde arzuluyor ve midesinin gıda ihtiyacını temin etmeye çalıştığı gibi, dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalp ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalıyor ve öyle arzuları ve matlâbları var ki, ebedî saadetten başka hiçbir şey onları tatmin etmiyor. Hatta “Onuncu Söz”de işaret edildiği gibi, bir zaman –küçüklüğümde– hayalimden sordum: “Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâkî, fakat adi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?” dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden “Ah!” çekti, “Cehennem de olsa beka isterim” dedi.
İşte, madem mahiyet-i insaniyenin bir hizmetkârı olan kuvve-i hayaliyeyi bu dünya lezzetleri tatmin etmiyor; elbette gayet câmi’ mahiyet-i insaniye, ebediyetle fıtraten alâkadardır.
İşte bu hadsiz arzu ve emellere bağlı olduğu halde, sermayesi bir cüz’î cüz-i ihtiyârî ve fakr-ı mutlak bir insana, ahirete iman ne derece kuvvetli ve kâfi ve vâfi bir hazine, bir medar-ı saadet ve lezzet, bir medar-ı istimdad, bir merci ve dünyanın hadsiz gamlarına karşı bir medar-ı teselli olduğu, öyle bir meyve ve faydadır ki, onu kazanmak yolunda dünya hayatını feda etse yine ucuzdur.
• İkinci meyvesi ve hayat-ı şahsiyeye bakan bir faydası: “Üçüncü Mesele”de izah edilen ve Gençlik Rehberi’nde bir hâ­şiye bulunan çok ehemmiyetli bir neticedir.
Evet, her insanın her zaman düşündüğü en ehemmiyetli endişesi, mezaristana giren kendi dostları ve akrabaları gibi, o idamhaneye girmek keyfiyetidir. Bir tek dostu için ruhunu feda eden o bîçare insanın binler, belki milyonlar, milyarlar dostları ebedî bir müfarakat içinde idam olmalarını tevehhüm edip, Cehennem azabından beter bir elem –o düşünmek ucundan– göründüğü vakit, ahirete iman geldi, gözünü açtırdı ve perdeyi kaldırdı. “Bak!” dedi. O imanla baktı, Cennet lezzetinden haber veren bir lezzet-i ruhaniyeyi, o dostları ebedî ölümlerden ve çürümelerden kurtulup, mesrurâne, bir nuranî âlemde onu da bekliyorlar vaziyetinde müşahedesiyle aldı. Risale-i Nur’da, bu netice hüccetlerle izahına iktifaen kısa kesiyoruz.
• Hayat-ı şahsiyeye ait üçüncü bir faydası: İnsanın sair zîhayatlar üstündeki tefevvuku ve rütbesi ise, yüksek seciyeleri ve cemiyetli istidatları ve küllî ubudiyetleri ve geniş vücudî daireleri itibarıyladır. Halbuki o insan, hem ma’dum, hem ölü, hem karanlık olan geçmiş ve gelecek zamanların ortasında sıkışmış bir kısa zaman olan hâzır vaktin mikyasıyla, ölçüsüyle hamiyeti, muhabbeti, kardeşliği, insaniyeti gibi seciyeler alır.
Meselâ, eskiden tanımadığı ve ayrılıktan sonra da hiç göremeyeceği babasını, kardeşini, karısını, milletini ve vatanını sever, hizmet eder. Ve tam sadâkate ve ihlâsa pek nadir muvaffak olabilir; o nisbette kemâlâtı ve seciyeleri küçülür. Değil hayvanların en ulvîsi, belki baş aşağı, akıl cihetiyle en bîçaresi ve aşağısı olmak vaziyetine düşeceği sırada, ahirete iman imdada yetişir. Mezar gibi dar zamanını, geçmiş ve gelecek zamanları içine alan pek geniş bir zamana çevirir. Ve dünya kadar, belki ezelden ebede kadar bir daire-i vücut gösterir. Babasını dâr-ı saadette ve âlem-i ervahta dahi pederlik münasebetiyle ve kardeşini tâ ebede kadar uhuvvetini düşünmesiyle ve karısını Cennette dahi en güzel bir refika-i hayatı olduğunu bilmesi haysiyetiyle sever, hürmet eder, merhamet eder, yardım eder. Ve o büyük ve geniş daire-i hayatta ve vücuttaki münasebetler için olan ehemmiyetli hizmetleri dünyanın kıymetsiz işlerine ve cüz’î garazlarına ve menfaatlerine alet etmez. Ciddî sadâkate ve samimî ihlâsa muvaffak olarak, kemâlâtı ve hasletleri o nisbette, derecesine göre yükselmeye başlar, insaniyeti teâlî eder.
Hayat lezzetinde serçe kuşuna yetişmeyen o insan, bütün hayvanat üstünde, kâinatın en müntehab ve bahtiyar bir misafiri ve Sahib-i Kâinat’ın en mahbub ve makbul bir abdi olmasıdır. Bu netice dahi Risale-i Nur’da hüccetlerle izahına iktifaen kısa kesildi.
(Şualar , Yeni Asya Neşriyat, Aralık-2024, s. 246-248)

 1 سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

1. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın (Bakara Suresi: 32.)

 

Modülü İndir (PDF)

Ahirete İman-Ahirete İmanın Şahsi Yansımaları No.131 (1).pdf
Size: 208,25 KB

Modül Değişiklik Önerisi Formu
Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Yüklemek için tıklayın veya dosyayı bu alana sürükleyin.
ahirete imanın etkisi
Free
Seviye
Seviye 2
Süre 40 dakika